Kalyon İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Murathan Kalyoncu, İtalyan RDM-Fingen Group ile kurdukları Florentia Village İstanbul'u alışveriş severlere kazandırdı. İstanbul Havalimanı'na yakınlığı dolayısıyla yabancı turistlerin de tercih edeceği bir outlet olması beklenen projede dünyaca ünlü markaların indirimli ürünleri bulunuyor. Kalyoncu Ailesi'nin genç kuşak temsilcilerinden Murathan Kalyoncu, HT Kulüp'e yeni heyecanını anlattı...
Röportaj: Aybala YILDIZ
Fotoğraflar: Onur AYDIN
Florentia Village’ın Türkiye’ye geliş hikayesini sizden dinleyebilir miyiz? Bu projeyi İstanbul’a kazandırma fikri nasıl doğdu?
Türkiye’nin güçlü iç pazarı, yüksek turizm potansiyeli ve İstanbul’un uluslararası ziyaretçi trafiğine rağmen, bu ölçekte ve uluslararası standartlarda bir Designer Outlet modelinin bulunmaması yatırım kararımızda önemli rol oynadı. Doğru lokasyonun ve İstanbul’un uluslararası ziyaretçi potansiyelinin bir araya gelmesiyle önemli bir yatırım fırsatı ortaya çıktı.
İstanbul Havalimanı'na yalnızca 5 dakika mesafede, uluslararası ziyaretçi trafiğinin çok güçlü olduğu bir noktadayız. Dolayısıyla burada alışverişi; gastronomi, kültür, sanat ve eğlenceyle bir araya getiren, yalnızca alışveriş için değil, başlı başına ziyaret edilmek istenecek bir destinasyon yaratmak istedik. RDM-Fingen Group’un lüks outlet geliştirme ve işletme deneyimiyle Kalyon İnşaat’ın Türkiye’deki proje geliştirme birikimini bu noktada bir araya getirdik. Florentia Village böyle doğdu. Uluslararası standartlarda bir designer outlet modelini, İstanbul’un ulaşım ağına, alışveriş alışkanlıklarına ve sosyal hayatına uyarladık.
İtalyan RDM-Fingen Group ile kurduğunuz ortaklık nasıl şekillendi? İki farklı iş kültürünü aynı vizyonda buluşturmak kolay oldu mu?
Bu ortaklığın temeli, iki tarafın birbirini tamamlayan deneyimine dayanıyor. RDM-Fingen Group, Avrupa ve Asya’da lüks outlet geliştirme ve işletme konusunda önemli bir birikime sahip. Uluslararası markaların bir lokasyonu değerlendirirken hangi kriterlere baktığını ve bir outlet destinasyonunun açılış sonrasında nasıl işletileceğini biliyor. Biz de Kalyon İnşaat olarak mühendislik, yatırım, proje geliştirme ve inşaat alanlarındaki güçlü deneyimimizi ortaya koyduk. Yani iki farklı uzmanlığı bir araya getirmiş olduk. Bunun üzerine İtalyan estetiğini ve Türk misafirperverliğini de ekledik. Projede; mağazaların yerleşiminden meydanların kullanımına, marka karmasından gastronomi seçkisine kadar her kararın İstanbul’da karşılığı olması gerekiyor. İtalyan ortağımızın getirdiği deneyim, farklı pazarlarda hangi tercihlerin işe yaradığını görmemizi sağladı. Biz de bu tercihleri İstanbul’da yaşayanların ve şehre gelen ziyaretçilerin beklentileriyle birlikte değerlendirdik. Sonuçta projenin kimliği, iki tarafın uzmanlığını aynı karar masasında buluşturabilmesinden doğdu.
Bu projeyi hayata geçirirken sizi en çok zorlayan süreç hangisiydi?
İlk fazın tamamlanmasıyla açılışa hazır hale gelmesi arasındaki koordinasyon, projenin en yoğun aşamalarından biriydi. Yaklaşık bir buçuk yılda tamamlanan ilk fazda 65 bin metrekare kiralanabilir alan ve 190 mağazalık bir yapıdan söz ediyoruz. Her markanın kendi tasarım kriterleri, mağaza uygulaması ve onay takvimi var. Aynı anda gastronomi alanları, açık alanlar ve ziyaretçi hizmetleri de hazırlanıyor. Her işin kendi takvimi içinde ilerlemesi kadar, birinin diğerini hangi noktada etkilediğini görmek de önemliydi. Örneğin mağaza hazırlıkları sürerken ziyaretçinin girişten itibaren nasıl yönlendirileceğini, meydanların ve restoranların yoğun saatlerde nasıl çalışacağını da düşünmeniz gerekiyordu. Bu ölçekte en fazla dikkat isteyen konu, farklı ekiplerin sorumluluklarını o ortak deneyim etrafında yönetebilmekti. Allaha şükür tüm bu süreçleri çalışma arkadaşlarımızın da azmiyle sorunsuz bir şekilde başardık.
Murathan Kalyoncu olarak bu projede sizi en çok heyecanlandıran detay nedir?
Proje açısından beni en çok heyecanlandıran detay, meydanların mimariyle günlük hayatı birbirine bağlaması. Bir meydan çizimde çok etkileyici görünebilir. Asıl karşılığını, insanlar orada durduğunda, buluştuğunda ve zaman geçirdiğinde buluyor. Florentia Village’da bir mağazadan çıkan ziyaretçi açık havada yürüyüşe devam edebiliyor, bir restoranda mola verebiliyor ya da meydandaki bir etkinliğe denk gelebiliyor. Ziyaretin akışı, o gün orada ne yapmak istediğine göre şekilleniyor.
Bu yaklaşımın yatırım açısından da bir anlamı var. İnsanlar aynı yeri farklı amaçlarla kullanmaya başladığında, bir açılışın yarattığı ilgi zamanla ziyaret alışkanlığına dönüşebiliyor. Florentia Village’ın İstanbul’daki yerini de bu alışkanlığın nasıl gelişeceği belirleyecek.
Florentia Village’ı yeni bir yaşam destinasyonu olarak tanımlıyorsunuz. Bu yaklaşımın arkasındaki düşünce nedir?
Florentia Village’ı tasarlarken, insanların buraya gelmek için yıl boyunca farklı nedenler bulabileceği bir yer hayal ettik. Alışveriş, gastronomi, kültür, sanat ve eğlencenin birbirini beslediği, günün farklı saatlerinde farklı deneyimler sunan bir destinasyon oluşturduk. Bir aile hafta sonunu burada geçirebiliyor, arkadaş grupları yemek için buluşabiliyor, başka bir ziyaretçi sevdiği markaları keşfettikten sonra bir etkinliğe katılarak gününü sürdürebiliyor. Bu çeşitlilik, Florentia Village’ın İstanbul’un sosyal hayatında kalıcı bir yer edinmesi açısından çok kıymetli.
İtalyan estetiğinden ilham alan açık hava mimarimiz, sokaklarımız ve meydanlarımız da bu deneyimi tamamlıyor. Yıl içine yayılan etkinlik programımızla bu alanlara her mevsim farklı bir canlılık kazandırmayı, ziyaretçilerimize yeniden gelmek için yeni nedenler sunmayı hedefliyoruz.
Kış dönemi için hazırladığımız Winter Village, bu yaklaşımın en kapsamlı örneklerinden biri. Türkiye’nin en görkemli kış festivaline ev sahipliği yapıyoruz. 14 Kasım’da kapılarını açacak ve 30 Aralık’a kadar devam edecek Winter Village alanına giriş ücretsiz olacak. Türkiye’nin en büyük açık hava buz pistinin de yer alacağı festivalde, yaratıcı atölyeler, çocuklara özel etkinlikler ve gastronomi deneyimleriyle her yaştan ziyaretçiye hitap eden bir program hazırlıyoruz. Akşamları ise müziğin sevilen isimlerinin konserlerini herkes ücretsiz olarak dinleyebilecek.
Florentia Village’ın sokaklarını ve meydanlarını yeni yılın heyecanıyla buluşturan bu festivalde, ziyaretçilerimize her hafta yeniden gelmek isteyecekleri farklı deneyimler sunmayı hedefliyoruz. Tüm aileleri çocuklarıyla birlikte bu coşkuyu paylaşmaya ve güzel anılar biriktirmeye davet ediyoruz.
Ramazan dönemi için de çocukken gittiğim Ramazan etkinliklerinden ilham alan özel bir alan hazırlıyoruz. O günlerin sıcaklığını ve birlikte vakit geçirmenin mutluluğunu Florentia Village’a taşıyarak ailelerin çocuklarıyla güzel anılar biriktirebileceği bir buluşma ortamı sunmayı hedefliyoruz.
Aynı zamanda Kalyon Holding'in sosyal sorumluluk ve çevreye duyarlı projeleri de çok fazla..
Evet Kalyon Holding bir aile şirketi . Aile bireylerinin kendi önceliklerine göre yaptığımız faydalı işler değişebiliyor. Annem Reyhan Kalyoncu, Kalyon Vakfı Başkanı. Kalyon Vakfı’nda söyleşiler gerçekleşiyor ve sergilere ev sahipliği yapıyoruz. Ablam tam bir hayvansever. Kuzey Marmara Otoyolu’ndaki sokak hayvanlarını besliyoruz ve sahipleniyoruz. Kendi barınaklarımızda misafir ediyoruz. İstanbul genelinde kısırlaştırma projelerine destek sağladık. Kalyon Holding olarak 11 milyon ağaç diktik.
Yoğun iş temponuzda kendinize alan açabiliyor musunuz? Kişisel ilgili alanlarınızı merak ediyorum...
Ben aslında üç maraton koştum. Floransa, Londra ve İstanbul maratonlarını koştum. İş hayatına girince spor pek mümkün olmuyor. Sabahları yürüyüşlere devam etmeye çalışıyorum. Ayrıca müzik benim ilgi alanım. Festival ve konserleri takip ediyorum. Canlı performansları çok severim.
İstanbul'un yoğun kalabalığından sıkıldığınız anlarda şehirde kaçış noktalarınız nereler?
Arkadaşlarımla nerede olursam benim için kaçış noktasıdır. İzole yaşamayı severim. Her Pazar aile buluşmalarımız var. Yeterince yoğun bir hayat yaşayınca kafa dinlemek istiyorum. Yeniköy ve Bebek taraflarını seviyorum. Mekandan ziyade kimle ve nerede olduğum önemli. Sevdiklerimle olduğum her yer benim için kaçış noktası.