Cemiyet hayatının ünlü isimlerinden Nazlı Goldenberg, 2018 yılında İstanbul’dan Toronto’ya taşınma kararı aldı. Eğitim hayatına Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar İç Mimarlık Bölümü’nde başlayan, daha sonra mutfak sanatlarına yönelerek Le Cordon Bleu’den Pastry Chef olarak mezun olan Nazlı Goldenberg'le Toronto'daki yaşamını ve sanata olan tutkusunu konuştuk...
Röportaj: Aybala YILDIZ
Nazlı Hanım, hazır Bodrum’a gelmişken sizinle buluşmadan olmazdı… Toronto’ya taşındınız uzun yıllar önce… Bu kararı nasıl aldınız?
2018 yılında Toronto’ya taşındım. Yeni bir ülkeye yerleşmek, farklı bir kültüre uyum sağlamak ve hayatı yeniden inşa etmek benim için dönüştürücü bir süreçti. Ancak yaşamımdaki en büyük kırılma noktası babamı kaybetmem oldu. Bu kayıp, insan psikolojisine, hafızaya, yokluğa ve aidiyet duygusuna bakışımı derinden değiştirdi. Resim, bu süreçte benim için yalnızca bir ifade biçimi değil; duygularımı anlamlandırdığım, yasla ve anılarla konuşabildiğim bir dile dönüştü. O günden sonra sanat, hayatımın merkezine yerleşti.
Sanatla iç içe bir ailede büyüdüğünüzü biliyorum. Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?
Sanatla olan bağım ise çok daha eskilere dayanıyor. Babaannem ressamdı, anneannem ise Güzel Sanatlar eğitimi almıştı. Sanatın konuşulduğu, üretimin hayatın doğal bir parçası olduğu bir ortamda büyüdüm. Çocukluğum boyunca renkler, tuvaller ve yaratma tutkusu hayatımın içindeydi. Belki de bugün yaptığım işin temelleri o yıllarda farkında olmadan atıldı.
İç mimarlık eğitimi almanız sanatınızı nasıl etkiledi?
İç mimarlık eğitiminin kazandırdığı mekânsal bakış açısı ile gastronominin disiplini ve estetik anlayışı, bugün resimlerimde kompozisyon, denge ve katmanlı anlatım dili olarak kendini gösteriyor.
Eserlerinizde hangi çizgiler etkin görünüyor?
Çalışmalarımda insan psikolojisini, görünmeyen duygusal bağları, yalnızlığı, hafızayı ve insanın mekânlarla kurduğu ilişkiyi araştırıyorum. Figüratif öğeleri mimari formlarla buluşturarak, katmanlı yüzeyler ve karma teknik aracılığıyla izleyicinin kendi hikâyesini eserlerin içinde bulabileceği anlatılar oluşturmayı amaçlıyorum.
Sizin sanat anlayışınızı merak ediyorum…
Benim için sanat, görünmeyeni görünür kılma çabasıdır. Her eserim, hafızanın, sessizliğin ve insan ruhunun taşıdığı izleri keşfetmeye yönelik bir davettir. İzleyicinin yalnızca resme bakmasını değil, kendi iç dünyasıyla da bir bağ kurmasını hedefliyorum.
Toronto’da sanat çalışmalarınız nasıl gidiyor?
Bugün Toronto’da yaşıyor ve üretimlerime burada devam ediyorum. Eserlerim uluslararası platformlarda izleyiciyle buluşuyor. Yakın zamanda Madrid’de düzenlenen uluslararası bir karma sergide yer aldım. Ağustos ayında Toronto’da gerçekleşecek bir sergiye katılacak, ayrıca çalışmalarımı New York’ta sanatseverlerle buluşturacağım. Farklı galeriler ve küratörlerle geliştirdiğim iş birlikleri sayesinde uluslararası sanat çevresindeki varlığımı güçlendirmeye devam ediyorum. Aynı zamanda 5-11 Ağustos’ta Londra’da Espacio Galeri’de eserlerim sanatseverlerle buluşacak.