Nisbetiye Caddesi’nin o kendine has, yüksek tempolu ışıltısından içeri adım attığınız anda Zerafet Ocakbaşı sizi şaşırtıcı bir dinginlik ve iştah kabartan bir kömür kokusuyla karşılıyor. Şehrin en dinamik noktalarından biri olan Levent’te, geleneksel ocakbaşı kültürünü modern bir lezzet durağına dönüştürmeyi başarmış özel bir mekân burası. Salona adım atar atmaz gözünüz doğrudan mekânın kalbine, yani ortada gururla yükselen dev ocakbaşına kayıyor. Köz ateşinden yükselen o hafif meşe odunu kokusu ve cızırdayan etlerin sesi, daha masaya oturmadan iştahınızı kabartmaya yetiyor. Zerafet, klasik ocakbaşı konseptinin o salaş havasını lezzet kalitesinden ödün vermeden son derece şık, şehirli ve ferah bir dokunuşla rafine hale getirmiş.
Ziyafet, sofrayı donatan o ustalık eseri mezelerle başlıyor. Günlük ve taptaze hazırlanan meze tepsisi masaya geldiğinde karar vermek bir hayli zorlaşsa da, köz patlıcanın o derin isi, tam kıvamında acısıyla ezme ve süzme yoğurdun ipeksi dokusu Güney mutfağının ne kadar otantik işlendiğinin ilk kanıtı. Hemen ardından gelen dışı çıtır çıtır, içi ise aromatik ve bol malzemeli sıcak içli köfte, ana yemek öncesinde damağı mükemmel bir şekilde hazırlıyor. Fırından yeni çıkmış, kenarları çıtır, hamuru incecik ve harcı dengeli lahmacun ise tek kelimeyle usta işi.
Özenli ve güler yüzlü servis ekibi, masanızın ritmini bir an olsun düşürmeden, tam zamanında yaptığı küçük dokunuşlarla deneyimi kusursuzlaştırıyor. Etrafınıza baktığınızda bir yanda önemli kararların alındığı şık iş yemeklerini, diğer yanda kahkahaların yükseldiği kalabalık dost sofralarını ve aile buluşmalarını görüyorsunuz. Kaliteli ve seçkin kitle, mekânın sıcak atmosferiyle harika bir uyum yakalamış.Nisbetiye’nin kalbinde, Güney mutfağının o samimi ve cömert ruhunu Levent’in modern çizgisiyle harmanlayan Zerafet Ocakbaşı; lezzetin, köz kokusunun ve koyu sohbetlerin hakkını sonuna kadar veriyor. Kesinlikle tekrar dönmek isteyeceğiniz, iz bırakan bir gastronomi deneyimi.