Tarkan’dan Edis’e camdan cama sevişmeler

Edis ve malesef hala ‘Mustafa Sandal’ın eski karısı’ tanımlamasını adının başından atamamış olan Emina Jahovic’i buluşturan klip yaz mevsiminin beklentili kliplerinden. Beklenti derken, (kanımca) boşanmanın ardından Belgrad’a geri dönmek istemeyen Emina’nın Edis’in popülerliğinden yaralanıp Türk pop dünyasına girme çabası olarak da okunabilir.

İngiliz müzisyen Duke Dumont’un kendi diğer şarkılarına benziyor diye piyasaya sürmediği yayınlanmamış bir şarkısı gibi duran, tanıdık melodi Güzelliğine, şarkıdan çok klibi ile gündeme gelecek cinsten. Yönetmen Nihat Odabaşı’nın dünya kliplerinden derlediği mor ışık, kumda koşma, elbiselerle suda uzanma gibi seksi olma kriterlerini topladığı klipte taraflar Edis ve Emina oldukça seksi duruyor. Sanki klip çekimlerinde Odabaşı elinde bir megafon ile oyuncularına “Herkes kendine dokunsun, dudak büzsün, göz süzsün” diye hatırlatmalar yapmış bile olabilir.

Baştan aşağı hallenme ana fikri ile çıkmış klipteki araya cam koyulup sevişme sahnesini görünce, tabii ki akla 1998 yapımı Tarkan’ın Salına Salına Sinsice geliyor. Metin Arolat’ın çektiği ve camın öte yanında Bulgar güzeli Evgenia Kalkandjieva’nın olduğu seksi karelerle dolu klipteki cam arkasından yakınlaşma sahnesi o dönem için fantezi ögesi olarak gözüküyordu, şimdi ise mecburiyetten.

Edis ve Emina’nın klipte yakınlaşması gerekiyor ama nasıl olacak bu iş? Olay Türkiye’de geçince Emina sadece bir şarkıcı değil, 2 çocuk annesi ve Mustafa Sandal’ın eski karısı tanımlamalarından asla kurtulamıyor. Edis’le Emina’yı yakınlaştırıp Mustafa Sandal ile papaz olmanın gereği yok öyle değil mi? Koy araya camı gitsin, kimse kimseye dokunmasın. Dizi çekimlerinde araya yastık konulması tartışması bir türlü bitmezken düetlenen şarkıların videolarında da cam kullananlar artacaktır. Yeni Türkiye’de camsız yakınlaşmak biraz zor gibi duruyor.

Starlara “Yuh çekmek” lazım

Habertürk’te okuduğum bir habere göre şarkıcı Hatice, “Sosyal medya paylaşımımdan sonra bana yapılan konser teklifleri artmaya başladı” gibi bir cümle kurmuş? Nette okuduğum bu haberi gördükten sonra kafamdan sorular hızla akmaya başladı; Hatice kimdi, ne konseri verecekti? Öyle ya, konudan anlayan insanların algısında konser; üzerinde çalışılmış, günlerce provası yapılmış, belli bir akışı olan, orkestranın ve sanatçının sanatını canlı olarak icraa ettiği, akustiği güzel salonlarda yapılan bir dinleti. Ama tuhaftır ki ‘konser’ lafının bizdeki algısı fazlasıyla sıradan. Instagram’da şarkıcıların sürekli bir ‘konser takvimi” dönüyor ya, onlar sayılmıyor arkadaşlar. Bakın Harbiye Açıkhava’da sahneye çıkıyorsanız “Bu gece konserim var” diyerek hava atabilirsiniz. Ama güneyde bir beachte DJ kabininin yanındaki bir metrekarelik yerde durup 5 şarkı boyunca şarkınızda dudak oynatmanıza konser diyemezsiniz.

Eskiden birkaç şarkı canlı söylenirdi ama story’lerden gördüğüme göre artık o da yok. Bizim seyircide de kabahat, hem hayran olduğu şarkıcıyı dinlemek için bir tomar beach parası ödüyor, hem de karşısındaki şarkıcı playback yapınca sesini çıkartmıyor. 80’lerde miyiz canım ne ağız oynatması? Bir iki şarkıcı sırf bu yüzden yuhalansa, alkış protestosuna tutulsa keşke ama seyircinin de pek umrunda değil galiba. Genelde amaç kulakların pasını atmak değil de story çekmek olduğu için CD’den yayınlanan şarkı herkesin işine geliyor belki de.

O kısım benim anlamak istediğim bir durum değil! İki kitap okuyan kişisel gelişimci, bir hafta kurs gören nefes uzmanı, ağzını oynatan da büyük sanatçı olmasın artık, lütfen bu kadarcık ayrımı yapalım! Hayır bence bir problem yok da sahilde çıkıp beş şarkıda ağız oynatan kendini konser şampiyonu büyük sanatçı gibi konumlandırmaya başlıyor, asıl sıkıntı burada!

Hadise ve yalanlamalar!

Her zaman masum kızı oynuyor Hadise. Artık inandırıcılığı kalmasa da oynuyor. Bir nevi Gülben Ergen psikolojisi galiba. Bir süre sonra oynamaktan gerçeklik mi yok oluyor nedir? Haberi yapılan şeyleri yalanlamak için basın danışmanı açıklamalar yapıp duruyor. Her konuşulan yanlış, tek doğru var o da Hadise… demeye getiriyorlar ama inanmak çok zor. Piyasada en çok ‘kötü dedikodusu’ çıkanlardan biri o. Ablasının iş yönetme şekli hakkında ortaya atılan iddiaları yalanlamaktan bıkmadılar. Şimdi de annesinin intihar girişimini gıda zehirlenmesi olarak değiştirmekle uğraştıklarına dair söylentiler gündemde.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR