Çocuklarla da gayet aram iyidir, açıkçası ağlamaları da beni çok fazla rahatsız etmez. Ama anne babanın çocuklarına bulunmaz Hint kumaşı olarak davranılması isteği dayanamadığım konulardan. Çocukla ilgili en çok problemin yaşandığı uçaklarda, havalanma sırasında ağlayan çocuğun sesi beni rahatsız etmiyor çünkü o çocuğun minicik kulaklarının basınç farkından dolayı acıdığını ve çocuğun o yüzden canhıraş bağırdığını biliyorum. Benim asıl sorunum yolculukta arkama oturan çocuğunun sürekli olarak koltuğa tekme atmasına ses çıkartmayan anne baba rahatlığı! Siz çocuğunuzun gürültüsüne alıştığınız için duymazdan gelebiliyor olabilirsiniz, çocuğunuzun çıkardığı sesleri beyninizde ‘sessiz’ tuşuna almış olabilirsiniz ama biz diğerleri gerçekten de acı çekiyoruz, bunu artık fark etseniz. Yolculukta, tatilde ya da hafta sonu AVM’nin birinde şımartılmış çocuk seslerine, kaprislerine katlanmak zorunda bırakılmamız çok saçma. Aile kurmak hakkında zerre bilgisi olmadan olaya ‘evcilik’ kafasında bakan bireylerin “Anne-babayız biz ve çocuğumuz da çok kutsal tamam mı!” demekten başka bir donanımla karşımıza gelememeleri delirtiyor. Bu tartışmalar sırasında anneler genelde “Çocuk bu bazen söz geçiremiyorsun” diyor ama bu bazenler yıllar geçse de bitmiyor işte.

SUÇU TOPLUMA ATMAYIN!

Yurtdışındaki anne babalar nasıl eğitiyor da onların çocukları bu kadar saygılı yetişiyor sorusuna da bir cevap bulunmuş; toplum yüzünden. Toplum bozuyormuş çocuklarının huzurunu. Yani evde sağlanamayan huzuru toplum etkisi mahvediyormuş a dostlar. Biz yetişkinler yeteri kadar çocuklara anlayış göstermiyormuşuz. Çocuğu sanki birlikte yaptık büyümesini de birlikte tamamlamak zorundayız ya, bu konuda da uzlaşılamadı bir türlü. Şımarık çocuklarını hiperaktif diye tanıtan ailelerden sıkıldık artık, aslında bütün olay bu! Çocuklar çok kolay eğitilebilir, değerli varlıklar olduğu halde bu durumu çözemiyorsanız artık suçu da topluma atmayın rica edeceğim.

Bakıyorum da herkes mükemmel anne baba kimsenin suçu yok. Suç çocukta, bazen tutturdu mu tutturuyor! Çünkü herkes süper donanımlı, örnek birer anne-baba. O zaman kim yetiştiriyor bu cani çocukları? Bu hayvan düşmanı yaratıkları, trafik canavarlarını, kadına el kaldıranı, erkekleri delirtenleri kim yetiştiriyor? Büyünce sokağa tüküren, metro kapısı açıldığında ilk önce inenlere yol verecek kadar nezaketi olmayan bu insanlar kimin eseri o zaman? Efendim, duyamadım? Sanırım “Kim dinliyor bu Serdar Ortaç’ı?” sorusundaki gibi yanıtsız kalacak bu sorum…

Çöp toplama kampanyasının saçmalığı

Bu yazın en popüler aktivitesi sahillerden çöp toplama hadisesiydi desem yeridir. Beren Saat, Serenay Sarıkaya, Kadir Doğulu- Neslihan Atagül çifti bizim sahillerimizde çöp toplayan görüntüleriyle alkış alırken ünlü F1 pilotu Lewis Hamilton komşumuzun Mykonos sahillerindeki temizliğine katkıda bulunarak kalplere girdi.

Bu haberler üzerine gençlerin konuya olan ilgisini çekmek kolaylaştı ve beldelerde çöp toplama birlikleri kurulmaya başladı. Bunlar gerçekten insanı mutlu eden haberler olarak tarihte yerini alırken konu ülkece başlatılacak bir temizlik seferberliğine kadar geldi. Kabaca anlatmam gerekirse bu kampanyaya katılan tüm yurttaşlar aynı anda kendi civarlarından ülkeyi temizlemeye başlayacak ve sonuç olarak ülke tertemiz olacağı için ülke bir daha kirletilmeyecek! Çok inandırıcı değil mi, sanki bu insanlar temiz gördükleri yeri kirletmeye kıyamayacak kadar hassas insanalar da bir daha ülkemiz kirlenmeyecek. Valla gerçekleşir mi bilmem ama hayatımda duyduğum en kötü projelerden biri. Sırf birileri yeniden kirletsin diye ülkeyi temizlemeye kalkamam valla. Zaten düzenli vergi ödediğim, süpermarkette birinin sırasını almaya çalışmadığım, trafik kurallarına uyduğum, insanların hakkını yemeye kalkışmadığım, iyi bir insan olmaya çalıştığım için salak yerine konuyorum, bir de çöp toplayarak salak yerine konulmaya hiç ihtiyacım yok. Sokaklardaki çöpü toplamak kabulüm de madem bu insanlara ekstradan temizlik eğitimi vermiyoruz bari biri yanında sihirli değnek getirsin!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR