-Sosyal medya insanı çileden çıkartır.


-İnsanı rezil de eder vezir de eder.


-Sevmiyorsan takip etme.


-Beğenmiyorsan hiç takip etme.


-Beğenmiyorsan neden takip ediyorsun.


-Neden sevmediğin insanı takip edip bir de laf sokuyorsun.


-Kilo aldıysam sana ne.


-Kilo verdiysem sana ne.


-Üzerimdeki kıyafetten sana ne.


-Yediğimi, içtiğimi paylaşayım diye açıldı bu platform. Sonradan bir başka bir şey oldu. Sen başka algılıyorsan ben ne yapayım.


Diye uzayıp giden bir sürü laf söyleyebilirim.


O kadar sinirleniyorum…


Bazen ben de o kadar çileden çıkıp küfürün en alasını etmemek için zor tutuyorum.


Sonra da “Sen bu görüntüyü koyuyorsan eleştiriye de açık olmak zorundasın” diyerek kendimi yatıştırıyorum.




Fakat:


-Ama insanımız çok saygısız.


-İnsanımız çok edepsiz .


-İnsanımız çok fütursuz.




Ama çoğuna yanıt verdiğiniz zaman hemen geri vites yapıp “Aslında ben sizi çok seviyorum” diyor ya. İşte o zaman daha da küfür etmek istiyorum.


Sosyal medya o kadar sahte bir yer anlayacağınız.




KONUMUZ DEMET AKALIN




Neyse konumuza gelelim.


Konumuz Demet Akalın.


Demet Akalın’ın takipçisi “Sesi güzel değil yaşlandı da” demiş.


Bunun üzerine Demet Akalın’da “O t…k suratına bakmadan bunu mu yazdın! Pes” yanıtını vermiş.


Haksız mı Demet Akalın?


Bana göre değil. İyi yapmış… Az bile yapmış.


Eğer bir şey yazıyorsanız karşı tarafında yanıt verme hakkı var. İster küfür eder ister edepli yanıt verir. Sonuç olarak kendi sayfası. İstediği şekilde yanıt verir.


Ama ben bir bilene sordum.


Aşkım Kapışmak’a “Nedir bu işin doğrusu. Yanıt verelim mi vermeyelim mi?” diye sordum.


İşte yanıtı:




“Sizi övene de, sövene de pek itibar etmeyin! Sizi gerçekten tanıyan insanlar övebilir ve bir yanlışınız olursa sövmez sadece yapıcı eleştirir. Sosyal medya da ciddi yalnız, varlık hissetmeyen, kimse tarafından fark edilmeyen yalnız ve mutsuz bir kitle var. Gerçek hayatta eşi, ailesi, çevresi tarafından yalnız bırakılmış cahil bir kitle. Fark edilmek için başkalarının sayfasına girip küfür, hakaret ve nefret kusarak 'Beni farkedin' çığlıkları atıyorlar. Gerçek hayatta herkesi görüntüsüne göre değerlendiren, başkalarında olanı kıskanan, bir ünlünün sayfasına bakıp orada gördüklerini kendilerine tehdit gibi algılayan yani kendi eksikliklerini hatırlayan bir kitle. Birinin başına kötü bir şey gelince sevinen, daha da kötü olsun diye yaralamak isteyen bir kitle. İlginç olan hakaret ettikleri ünlüler onlara maddi yardım yapsa anında hepsi en büyük hayran olurlar. Ünlüler ya da hakarete uğrayanlar bu tiplere cevap verdiğinde bu kişiler mutlu oluyorlar. Çünkü öyle ya da böyle cevap verince fark edildiklerine inanıyorlar. Tepki vermezseniz çıldırırlar çünkü övmek ve sövmek senin farkındayım demek ama yok saymak çıldırtır. İnsan her şeye dayanır ama yok sayılmaya asla!


Sayfanıza giriyor, takip ediyor ya da yorum bırakıyorsa demek ki sizi merak ediyor.


Bir insanın birine öfkelenmesi, nefret etmesi hatta hakaret etmesi için onu çok iyi tanıması gerekir. Tanımadıklarına bunu yapanlar, iç dünyalarında kendilerine söyledikleri şeyleri kıskandıklarına yansıtarak kendilerine olan nefretlerini unutmak isterler.”


Buyurun işte…


Klasik fark edilme duygusu… Eğer Demet Akalın ona küfür değil de daha güzel bir söz söyleseydi “Demet Hanım aslında ben size bayılıyorum” diye başlayacaktı cümlesine.


Bakın burada Demet Akalın tamamen bir örnektir. Bu çoğu ünlünün başına geliyor.




***




Tarkan hayranları isyanda




Tarkan her yıl Harbiye Açıkhava’da 10 gün süren konserlerine bu yıl kızı Liya dünyaya gelince bir yıl ara verme kararı almış.


Ve tabii bu durum hayranlarını isyan ettirdi.


Kiminle konuşsam kiminle karşılaşsam bana dünyanın sonu gelmiş gibi, “Doğru mu gerçek mi?” diye soruyor.


Yani üzgünüm ama “Doğru” demek istemezdim “Doğru”


Tarkan hepimizi “Liya” ile aldatıyor.


Evet geç baba olunca hasret bitmedi anlaşılan. Bir sene daha özleyeceğiz starımızı.


Seneye acısını çıkartır inşallah diye düşünüyorum.


Ya da seneyi beklemez, bu kadar üzdüğü hayranını bekletmez arada da birşeyler yapar Tarkan ama duyduğum kadarıyla bir saniyesini bile kızından ayrı geçirmek istemiyormuş.


Her saniyesini yaşamak istiyormuş.




***




Ben hep Ajda Pekkan için çalıştım




Ajda Pekkan iki gün önce Instagram hesabından bikinili fotoğrafını paylaşınca birlikte yaptığımız bir röportajda söylediği “Ben de Ajda Pekkan’a hizmet ediyorum ve onun için çalışıyorum. Bu yüzden çocuk dünyaya getirmedim. Bu yüzden istediklerimi hep ikinci plana attım” dediğini hatırladım.


Bir yaz boyunca hiç durmadan çalıştı.


Konserden konsere koştu.


Bu yaşına rağmen hala fit. Taş gibi.


Dur durak demeden çalışıyor.


Daha ne olsun…


Ve o mertebede kalmak hiç kolay değil hele ki bu camiada.


Süperstar olarak bunca yıl hala zirvede olmak ise hiç ama hiç kolay değil.


Ajda Pekkan hem fiziken, hem ses, hem şarkılar olarak asla ödün vermedi.


Bir gün bile “Of” dememiş bu uğurda.


Peki geriye dönüp baktığı zaman “Değer miydi?” demiş midir bilinmez ama bir Ajda Pekkan daha gelmeyecek gibi.


Bu yıl neredeyse en çok konser veren isimler arasındaydı.


Düşünün yeni nesille yarışıyor.


2018’deyiz.


Şimdi tabii bazı çatlak sesler çıktı, çıkacak da “Hala mı Ajda Pekkan otursun artık evinde” diyen kıskanç sesler.


İyi de neden otursun?


Kadının bu kadar iyi sesi ve fiziği varken. Sağlıklıyken. Ve ülkenin tek Süperstarı iken neden otursun.


Neden kıskanıyorsun ki!


Özellikle bunu söyleyen bir kadınsa kesinlikle kıskanıyordur. Başka bir açıklaması olamaz.


Ve özellikle hanımlar siz daha fazla alkışlayın derim.


Kendi ayakları üzerinde durmuş, çalışmış, “Evlenip koca parası peşine düşmemiş” bir kadın olduğu için siz daha fazla alkışlayın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR