On parmağında on marifet olan bir isim Melda Kosif. Cemiyet hayatının ünlü isimlerinden Yasemin-Cefi Kamhi çiftinin kızları Melda Kosif, iç mimarlık mesleğinin yanı sıra çocukluğundan bu yana resim çiziyor… Şiir yazmaya bayılıyor, son kitabı ‘Aynalı Tılsımlar’ kitabı mucizelerle dolu… Resim çiziyor, heykel yapıyor, tılsımlı mumları var… İçindeki yaratıcı enerjiyi ise beş arkadaşıyla kurduğu seramik atölyesinde hayata geçirmiş. Bende bu vesileyle Etiler’deki Atelier Do Me Mine seramik atölyesinin yolunu tuttum.



Röportaj: Aybala YILDIZ

Fotoğraflar: Onur AYDIN

Sanat eğitimleriyle dolu bir geçmişiniz var… Melda Kosif’i tanımayanlar için sizi sizden dinleyelim mi?

Melda Kosif: Ortaokulu İstanbul’da bitirdikten sonra lise hayatım üç sene İsviçre’de devam etti. Akabinde İngiltere’de iç mimarlık okudum. İç mimarlığı bitirdikten sonra asıl tutkum olan resim eğitimi için Roma’ya taşındım. Roma’da bir buçuk sene Libera Academiadi Belle Artedi Roma’da eğitim aldıktan sonra orası da yetmedi New York’a gittim. Orada da School of Visual Arts ‘dan çeşitli dersler aldım. Ardından İstanbul’a dönüş yaptım. O sıralar sanattan biraz koptuğum dönemlerdi aile şirketinde çalıştım kurumsal hayatta yer aldım. O dönem ama hep içimde sanat olduğu için dayanamadığımdan dolayı ufak sergiler yaptım İsviçre’de bir sergim oldu, İtalya’da okurken sergide bulundum. İlk kişisel sergimi kendime doğum günü hediyesi olarak, doğum günümde açtım. Heykel ve resimle ilgilenirken, bir gün bir arkadaşımın ‘Seramik işine girelim mi?’ teklifiyle kendimizi Almanya’da bulduk. Almanya’da beraber eğitimini aldık beş arkadaş. Eğitimden sonra İstanbul’a dönerek Atelier Do Be Mine’yi kurduk.

Atölyeyi kurarken ki yol arkadaşlarınız kimlerdi?

M.K : Sanem Tezman, Hande Gamgam, Reyhan Tin ve Reb Danon. Beş kız arkadaşız. Hepimizin ayrı ayrı katkıları oluyor, hepimizin farklı kollardan çalışmaları oluyor.

Atölyenizde hangi çalışmalara yer veriyorsunuz?

M.K : Sizlere burada bisküvileri tedarik ediyoruz , siz seçtiğiniz boyalarla boyuyorsunuz. Boyadıktan sonra burada bir saat keyifli zamanlar geçiriyorsunuz. Boyadıktan sonra siz ürünlerinizi bize burada emanet ediyorsunuz, biz sizin için bunları fırınlıyoruz. Fırınlama işlemi bittikten sonra da kendi yarattığınız tasarımı evinize götürme şansınız oluyor.

Daha çok kimler ilgi gösteriyor?

M.K : Yediden yetmişe herkese… Buraya babalar çocuklarıyla geliyor. Kadınlar bir araya gelip burada boyama atölyesine katılıyorlar.

Hem bir rahatlama yöntemi hem de çocukların yaratıcıkları da gelişiyor…

M.K : Burada hiçbir kısıtlama yok , bazen anneler müdahale etmeye çalışıyor, onları biraz kenara çekmeye çalışıyoruz. Çocuk dağıtabilir küçükler için deneysel oluyor, büyükler için daha düzenli daha sistematik boyayabiliyorlar. Küçük çocuklara bunu anlatamazsınız onlar deneyimliyorlar.

Kamhi Ailesi’nin bir ferdi olarak, ailede herkes az ya da çok sanatla iç içe…

M.K : Ailemle herkes sanatla haşır neşir babamın dedesi resim çizermiş , annemin teyzesi resim çizermiş ,babam üniversite hayatında mum dökmüş, heykel yapmış , kardeşim kendini ispatlamış bir sanatçı, küratör… Sanatla dolu bir aileden geliyorum.

Sanatın içine doğdunuz diyebilir miyiz ?

M.K: Evet. Hiçbir zaman önüm kesilmedi. Komşumuz Mehmet Güleryüz’dü annemler ona danışmıştı ‘’Ne yapalım bu çocuğa sürekli resim çiziyor, ders çalışmıyor ‘’ diye . ‘’En iyi kağıdı, en iyi kalemi al boşver nasıl yaratıyorsa yaratsın’’ demişti . Bu söz hiç aklımdan çıkmıyor kendi çocuklarıma da aynı özgürlüğü tanımaya çalıştım. Bu yüzden çocukluğum sanat içinde geçti diyebilirim.




Komşumuz ressam Mehmet Güleryüz’dü dediniz… Bu sizin için çok büyük bir şans . Var mı onunla ilgili unutamadığınız anılar?

M.K : On yaşlarındayken karate ile ilgileniyordum kendisine anlatmıştım ve kendisinden rica etmiştim. Bana ‘’Ne olur resim çiz’’ diye ve bana çok güzel bir samuray resmi çizmişti, o resim hala duruyor benim için çok değerlidir… O resim yaparken büyülenmiş gibi izlemiştim onu çok büyük bir olaydı.

Kişisel gelişime meraklı olduğunuzu biliyorum... Geçmişte aldığınız kişisel eğitimler neler? Bu eğitimler size neler kattı ?

M.K : Kişisel gelişim üzerine üç sene Metin Hara’nın kurduğu akademide eğitim gördüm. İnsanı bedenen, ruhen ve fikren, zihnen bütünlüğünü sağlaması adına bir çok eğitimler aldım ve çok keyif aldım. Budizm ve psikoloji üstüne Princeton’dan eğitim aldım. Kozmoloji üzerine Yale University’den eğitim aldım .Çok meraklıyım , araştırıyorum , seviyorum

Kişisel eğitimleriniz zamanla farklı kollara da yansıdı sanırım…

M.K : Bu aslında inanca bağlı şifalı gelecek bir şey . Kokunun insan üstünde ve ateş üstünde dönüştürücü gücü olduğuna inanıyorum. İnsan bir mum ışığına baktığında rahatlama hissediyor , zaten mum ışığında yapılan meditasyonlar da mevcut kokuyu da içine koyarak insanda dinginlik yarattığına inandığım kokuları da mumlarıma katmaya çalıştım. Bir de buna sürpriz katmak istedim , o dönem bazı heykeller yaptım bunlar başarı, sevgi, para, sağlık … Bu heykelleri de mumların içine sakladım. Mumların içeriğini bilmeden kısmetlerinde ne varsa mumların içinden onu buldular. Daha sonra heykeli bıraktım ve insanların yanında taşıyabilecekleri bir şey olsun istedim ve doğal taşlar gizlemeye başladım. Heykellerdeki gibi sağlık , para , aşk gibi şeyleri temsil eden doğal taşları mumların içine sakladım. Şimdi de seramik işimi mumlara bağladım , seramikten mumluklar üretiyorum , içlerine yine değerli doğal taşları saklıyor olacağım.


Kişisel gelişim ile ilgili aldığınız eğitimler hayatınızda ne gibi farkındalıklara yol açtı?

M.K : Ben zaten farkındalıklı olduğuma inanıyordum diyeceğim ama çok egosantrik bir kelime gibi olacak ama doğru yolda olduğumun teyidini aldım diyebilirim. Bilinmedik bir yola girdim çünkü hala bilmediğim öğreneceğim birçok şey var. Farkındalığın nasıl arttı derseniz? Bir dikkat ediyorduysam bin dikkat eder oldum, üzüldüğüm konularda acaba demeyi öğrendim , her şeyin bir nedeni ve düzeni olduğunun farkındalığındayım . Bana insan olmak adına çok şey kattı diyebilirim.

Anneniz Yasemin Kamhi ve kardeşiniz Lara Kamhi de sanatçı... Onların sanatıyla ilgili yorumlarınızı merak ediyorum…

M.K : İkisinin sanatları da çok farklı mecralarda. Annem daha modern çizimler yapıyo, ruh halini yansıtan renklerden üretimler yapıyor ve çok da güzel yapıyor o alaylı dediklerimizden. Kardeşim de dijital art ve yönetmenlik gibi farklı mecralarda bulunan biri ve çok başarılı Türkiye’yi aşan bir başarısı var bana sorarsanız burada yeteri kadar onu anlayabilecek kapasitede sanat eleştirmeni ve sanat gözlemcisi olduğuna inanmıyorum.

Sizce Melda Kosif’in dünyaya geliş amacı nedir ?

M.K : Yaratmak diyeceğim bu soruya. Bazen nadas döneminde buluyorum kendimi ama gün sonunda baktığımda yaptığım iş yine yaratım üstüne oluyor. Ya çamurla oluyor, ya kalemle oluyor, ya boyayla oluyor hep bir şey yaratmam gerekiyor.

Düşünce gücüne inanan biri olarak en son hayatınıza neyi çektiniz?

M.K: Benim doğum günüm 29 Ekim çocuklarımın doğum günleri ise 27-28 Ekim tamamen denk geliş. 18-19 yaşlarındayken verdiğim bir röportajda ‘’Çocuklarımı doğum günümde doğurmak isterim, bana hediye olsunlar’’ ben bunu o kadar bilinçsiz ve kalben söylemişimki, kalpten söylenen her dileğin gerçekleştiğine inanıyorum ve gerçekten çocuklarım öyle doğdu. Kalpten dilediğim her şey gerçek oldu.

Son kitabınız Aynalı Tılsımlar Dükkanı’nda da hayatla ilgili mucizelere tanık oluyoruz…

M.K: İlk kişisel gelişim eğitimlerimden yola çıkarak kaleme alınmış bir kitap… Beş farklı insanın bir atölyede bir araya gelmesini kaleme aldım ve bu atölyeden çıkan mucizeleri.

Hayatınızda yaşadığınız en büyük mucize nedir?

M.K : Her sabah gözümü açıyor olmak bir mucize zaten sağlıklı olmak bir mucize var olabilmek başlı başına bir mucize diye düşünüyorum.

Ruhunuzu şifalandırmak adına neler yaparsınız?

M.K : Doğada olmayı seviyorum, mum ışığına aşığım, meditasyon bana çok iyi geliyor. Ayaklarım çıplak şekilde toprağa basmayı seviyorum.



İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR