Pazar gününden bu yana, yıllardır konuşulan konu yine gündemde; "Parasız adam gereksiz adamdır", "Parasız adamla birlikte olunmaz" gibi gibi uzayıp giden ve hiç geçmeyen bir mevzu. Ve yine fitili Mahmut Tuncer'in kızı Gizem'in "Parasız adam istemem" lafı ateşledi. Bir taraf, "Haklı tabii. Kim ne yapsın parasız adamı" diyor. Bir taraf, "Hiç parasına bakmam. Yeter ki insan olsun. Gönül bu. Gönlümü dinlerim" diyor. Diğer taraf, "Saçmalamayın. Allah aşkına kimse kimseyi kandırmasın. Adamlar bile artık parasız kadın istemiyorken, kadınlar ne yapsın parasız adamı" diyor. Öbür taraf, "Birlikte kazanırız. Yeter ki, doğru düzgün adam bulayım. Gerekirse soğan ekmek yeriz" diyor. Diyor da diyor... Ki anneannelerimizden, annelerimizden, ablalarımızdan ve benim neslimden bu yana bu mevzu hiç bitmiyor. Bazı anneler kızlarını, "Zengin adam bulun" diye yetiştiriyor. Kadınlar aralarında, "Ne yapacaksın parasız adamı" diye konuşur. Yani bu gelenek. Olmazsa olmaz. Hatta; Zengin adam mı? Karakterli adam mı? Vicdanlı adam mı? Diye uzayıp giden bir liste var. Ancak o liste gerçekliğini yitirdi. Yani artık, "İnsan olsun ne parası, biz birlikte kazanırız" lafı tarihe karıştı gibi gözüküyor üzgünüm. Gizem de yalan söylemeyip gayet net bir gerçeklikle kendini dile getirmiş. Ki daha önce ki, röportajları için de hep yazmıştım. Gizem net. Her zaman net. Her zaman kendini açık ifade ediyor. Oynamıyor, kıvırmıyor, olduğu gibi ne istiyorsa dile getiriyor. Hanımlar-beyler "Olduğu gibi". Gerçek ve asla kendini saklamıyor. Babası Mahmut Tuncer de zamanında parasızmış. Ama Gizem'in annesi zenginmiş. Fakat eminim şimdi babası, "Kızım ben anneni çok sevdim. Annen beni çok sevdi. Ama çok çektik. Sen çekme bizim gibi. Kendine denk bir eş bul" diyordur. Ya da demiyordur. Yani artık dönem değişti. İnsanlığın uzaya çıktığı şu günlerde biz hala bunu konuşuyoruz. Ki kadınlarda artık güçlü. Ve kendi ayarında insanlarla birlikte olmak istiyor. Kadınlar kadar erkekler de güçlü, parasını kazanan kadın istiyor. Yani erkekler de artık; -Parası olan. -İşi gücü yerinde. -İyi para harcayabilen. -Tatil yapabilen. -Popüler restoranlara yemeğe gidebilen.. Kadınlarla birlikte olmak istiyor. Bu sır değil. Bunu artık biraz kabul mu etseniz. Bırakın parayı pulu Kızlar tamam hepiniz zengin olmak istiyorsunuz. Evet para-pul önemli. Çalışmadan para kazanmak. Hatta marka çantaları takıp, o restoran senin bu restoran benim gezmek. Ve en popüler beacahlerde tatil yerlerinde gezip fotoğraflar paylaşmak istiyorsunuz. Hakkınız tabii. Herkesin hakkı. Ancak öyle bir kariyer yok.Bazıları sosyal medyada hemen tanındı kısa yoldan para kazanıyor ama siz de onlardan olacaksınız diye bir gerçek yok. O yüzden az biraz da kariyer önemli öyle değil mi? İlla parası olsun, zengin olsun. Ben gezip, tozayım marka çanlarla, nereye kadar. Ve tabii bir de adamın parası olmuş size şiddet uyguluyor. Kötü davranıyor. Olacak iş mi? Bırakın parayı pulu. Kendinize bir kariyer yapın. Unutmayın gençlik çabuk geçiyor. Hızlı geçiyor. Hem adamın parasından daha ziyade sizin para kazanmanız demek kimseye minnet etmemeniz demek. Siz güçlü olursanız çevrenizde de her zaman güçlü olursunuz unutmayın. Numeroloji Malumunuz Merkür ilerliyor, geriliyor diye diye bir de sayılara karşı bir ilgimiz arttı. Artık kime baksam telefonda 11:11 ya da 13:13 ya da işte 23:23 falan yakaladığında dilek tutuyor. Bende de var. Neden bilmiyorum öyle bir refleks oluştu yıllar içinde. Hatta gün içinde aynı rakamları gördüğümde hemen google açıp açıp bakıyorum falan. Enteresan geliyor. Ona göre şekilleniyorum farkında olmadan. Bu konunun uzmanı Melis Aygen'i de takip ediyorum. Hatta yıllardır çıktığı programlarda izlerim, okurum. Geçen akşam kavuştuk. Öyle bir noktaya geldik ki, derine derine indik ve benim doğum anıma geldik kilitlendik. Hatta ilerlediğim yolda yaptıklarım. Arkadaşlıklarım, dostluklarım, kurduğum çevre, ilişkilerim. Hep doğum anıma kilitlendi. Ve hiç aklıma getirmediğim olayları hatırladım. Tuhaf duygulardan geçtim. Aman da aman. Acayip bir deneyimdi. Ve sayılar beni bazı gerçeklerle yüzleştirdi. Belki de Melis beni tatlı diliyle konuşturdu ve o duygumu buldu. Bilemiyorum artık ama yıllardır hissettiğim, yazdığım konuya denk geldi. Ki ben yıllardır anne olmadığım halde, "Anneler lütfen bebeğinize hamile kaldığınız andan itibaren söylediğiniz her cümleye dikkat edin. Altı yaşına kadar yaptıklarına dikkat edin" diye yazarım. Ve işte benim hayatımda tam annemin bana hamile kaldığı ve doğduğum zamanla kilitlendi. Çok enteresan bir deneyim yaşadım. Ve gerçekten çocukken ne yaşıyorsanız hayatınızda ki, seçimlerde öyle şekilleniyor. Bunu farkında olarak yaşamak ve seçimleri yapmak anlamında daha farklı olacağımı düşünüyorum. Melis Aygen Paris Amerikan Üniversitesi Uluslararası İletişim ve Görsel Komünikasyon Bölümü mezunu. 5 Mart'ta Yeditepe Üniversitesi'nde eğitimi olacak. Aklınızda bulunsun. Kendinize kızmayın, hırpalamayın benim gibi. Hatta, "Ben neden sürekli bunu yapıyorum. Tüm suç benim" diye diye helak olmayın. Açın okuyun. Araştırın. İnanın doğruyu bulacaksınız. Ben bulduğumu zannediyorum, hatta öğrenmeye devam ediyorum. Ve gardımı aldım hazırım.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR