1 Temmuz’dan bu yana yeme-içme ve gece hayatı şaha kalktı.

Müzik 00.00’da kesiliyor fakat mekanlar boşalmıyor.

Çünkü müşteri mekanı terk etmek istemiyor sadece eğlenmeye devam etmek istiyor.

Hatta oturduğu masada kendi müziğini yapıyor.

1 Temmuz akşamı 18 kişilik bir kadın grubunun kendi hoparlörü ile geldiğine bile şahit oldum. Eğlenen kadınlar, "Müzik kesiliyor belli bir süre sonra. Biz devam etmek istiyoruz. O yüzden taşıyoruz" dedi.

Bunca yıldır bu sektördeyim ilk kez böyle bir şeye şahit oldum.

Ve sokaklar tıklım tıklım.

Trafik çok yoğun.

Genellikle bayramlarda yaşanan yoğunluk yaşanıyor.

Ve bu kalabalık sadece Bodrum-Alaçatı'da, yani tatil beldelerinde değil. İstanbul da tıklım tıklım.

Mekanlar dolup taşıyor.

Hatta insanlar sokaklara taşıyor.

Bu bana geçmiş zamanı hatırlatıyor. Geçmiş dönemdeki sabahlara kadar süren eğlenceye hızla dönüş yapılıyor gibi. Geçmiş zamanlarda her köşe başında bir canlı müzik ve sabah saatlerinde açılan mekanları ile ünlüydü.

Şaha kalkan eğlence hayatında böyle etkiler görünüyor ki, bir yıldır kapılarını kapalı tutan bu sektöre ve uzun süredir evlerinde oturan insanlara artık biraz ayrıcalık tanınmalı.

Müzik saati biraz daha uzamalı ki insanlar sokaklara taşmasın. Ya da mekanlarda kendi müziğini kendisi yapmaya kalkmasın.

Hem turizm için hem de bu sektörde uzun süredir iş yapamayan insanlar için iyi olacak gibi.

İstanbul hareketleniyor

İstanbul'un popüler mekanları Bodrum'a şube açtı açmasına ama durgun geçiyor.


Yani Alaçatı gibi hareketli değil. Çoğunda beklenen etkiyi yapamadı.



Şöyle ki; Bodrum'da mekan açan birçok yer çok pahalı. Belli bir kesim dışında her kesim gidemiyor. Duyduğuma göre kimisi çok iyi iş yapıyor, kimisi de henüz alıştırma turlarında.. Kimisinin de esamesi okunmuyor.

Ancak Alaçatı-Çeşme hattı çok hareketli.

Neden Alaçatı;

1-Her keseye uygun mekan var.

2-Çok seçenek var.

3-Otoban yüzünden yol kısa sürüyor. Bu en büyük etken. İstanbul dışında en büyük etken İzmir müşterisi ki, İzmir'den bir günlüğüne Alaçatı-Çeşme'ye gelenler var.. Hatta Bodrum tatilcisi bile tatilini yarıda kesip bir iki gecesini de Alaçatı'da geçiriyor.

Düşünün bu da Alaçatı'yı çok ama çok etkiliyor. Hareketlilik bu bölümde daha fazla.

İstanbul'da durum ise çok farklı.

Sortie yenilendi.

Ruby partiler düzenliyor.

Nobu açıldı.

Duyduğuma göre sahil hattında güzel mekanlar açılıyor.

E daha ne olsun!

İstanbul gece hayatında güzel gelişmeler oluyor. Bu yaz İstanbul'da da tatilini geçirecek çok fazla olacak gibi.

Cihangir, Bebek, Arnavutköy, Nişantaşı gibi yerlerde birçok mekan partiler düzenliyor. Kokteyl barlar açıldı.

Birçok mekanda DJ'ler harika müzik yapıyor.

Ve İstanbul ciddi hareketleniyor.

Yapmayacağım denen çok şey yapılıyor

-1.5 sene sonra sanırım kalabalıklara girmeyeceğim bir daha.

-Sanırım maskesiz dolaşamayacağım.

-Bir daha kimseyle öpüşüp sarılmayacağım.

-Bir mekandan çıkıp bir mekana artık gidemem öyle bir enerjim yok.

-Bu yaz ne Alaçatı'ya ne Bodrum'a asla gidemem.

-Kapalı mekanlara asla giremem.

-Artık annem ve babamın yanında bir daha maskesiz oturmayacağım.

Denilen bu tarz cümleler hatta daha fazlası unutuldu.

Çoğu insan hiç korona yaşamamış gibi hayatlarına devam ederken çoğu da, "Kurtulduk" tadında takılıyor.

Gözlemimi söylüyorum; insanlar çok sıkılmış. Bu saatten sonra yeniden yasaklara kimse dönemez.

Yaz fotoğraflarını seviyorum çünkü;

-Daha samimi.

-Daha renkli.

-Daha güzel.

-Daha yakışıklı.

-Daha bronz.

-Daha seksi.

-Daha parlak.

-Daha içten.

-Daha mavi...

-Daha yeşil.

-Daha lezzetli.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR