HT KULÜP
HABER HATTI
HT KULÜP YAZARLARI
Birbirinden nefret eden oyuncular birlikte daha mı iyi oynuyor? 11 Ekim 2018 Perşembe, 10:32:24

Komedyen Willy Clark, tam 43 yıl aynı sahneyi paylaştıktan sonra, 11 yıl boyunca hiç görüşmediği partneri Al Lewis'le, ünlü 'Doktor Skeci'ni yeniden sahnelemek için, bir araya geldiğinde yıllardır içinde biriktirdiği öfkeyi ortaya döker! Yanında durmaya bile tahammül edemediği Al'ın 43 yıl boyunca sahnede bazı kelimelerin üzerine kasten vurgu yaparak yüzüne tükürmesinden ve sürekli işaret parmağıyla göğsüne vurmasından nasıl nefret ettiğini söyler. Willy'le olmaktan pek de hoşnut olmayan Al cevabı yapıştırır: “Sen de göğsüne çelik bir lehva koyup parmağımı kırmama neden olmuştun!”

Yasak Elma dizisinin iki oyuncusu Talat Bulut ile Şevval Sam arasındaki 'atışmaları' okurken geçtiğimiz ağustos ayında hayatını kaybeden usta oyun yazarı Neil Simon'ın The Sunshine Boys oyunundan sinemaya uyarlanan ve iki efsane oyuncu George Burns (Al Lewis) ile Walter Matthau'nun (Willy Clark) başrolleri paylaştığı aynı adlı sinema filmindeki bu sahne aklıma geldi. Gerçek hayatta birbirlerinden nefret eden iki oyuncunun aynı filmde (dizide) rol almasının nasıl mümkün olduğunu soran bir arkadaşıma Al'la Willy'nin öyküsünü anlattım.

Hakında taciz iddiası olan Bulut'la aynı dizide rol aldığı için “Maalesef” diyen Sam'a, Talat Bulut, “Bana kimse benimle çalıştığı için 'maalesef' diyemez. Bunun hesabını verecek” diye gözdağı vermiş. Ve muhtemelen bu 'dayılanmanın' ardından hiçbir şey olmamış gibi Şevval Sam'ın karşısına geçip rol kesmiştir.

PARTNERİNİ SEVMEK ZORUNDA MI?

Birbirlerinden hoşlanmadıkları halde aynı projenin içinde yer alan ne ilk ne de son ikili Talat Bulut'la Şevval Sam!
MFÖ'nün M'si Mazhar Alanson ile F'si Fuat Güner’in ettiği kavgaları artık kendileri de saklamıyor. Birbirlerine ne kadar öfkeli olurlarsa olsunlar sahneye çıkıp hiçbir şey olmamış gibi konserlerini verdiklerini kendileri anlatıyor.
80'lerin efsanevi şarkısı 'In The Army Now'un yaratıcısı Status Quo'nun iki lideri Rick Parfitt ile Francis Rossi birkaç yıl önce sanıldığı gibi iki iyi arkadaş olmadıklarını açıklamıştı.

50 yıl aynı sahneyi paylaşan, konserlerinde birlikte binlerce seyirciyi coşturan Parfitt ile Rossi, şov bittikten sonra kendi odalarına çekildiklerini, özel hayatlarında da birlikte takılmadıklarını, herhangi bir iletişimlerinin de olmadığını söylemişti. Ama iki eski 'rocker', “Bu demek değil ki birlikte konser vermeyeceğiz ya da albüm yapmayacağız” diye de eklemişlerdi. Hatta 2016 Mayıs ayında Antalya'da kalp krizi geçiren ve birkaç ay sonra hayatını kaybeden Rick Parfitt'in ardından derin bir sessizliğe gömülen Francis Rossi'nin ilk röportajında 50 yıllık sahne arkadaşının ardından gözyaşı dökmediğini söylemesi olay olmuştu.

FİLMLER DE KAVGALAR DA EFSANE

Hollywood böyle 'birbirlerinden nefret eden ama aynı sahneyi paylaşan oyuncu' öyküleriyle dolu. En ünlülerinden biri iki efsane Joan Crawford ile Bette Davis kavgası! 1930'larda aynı erkeğe aşık olan iki oyuncu 30 yıllık 'nefretin' ardından 1962'de 'Whatever Happened to Baby Jane' filminde birlikte rol aldı. Set tam bir cehennemdi.

Davis'in Crawford'un kafsanı tekmelemesi, bir başka sahnede Joan'ın Bette'in belinin sakatlanmasına neden olması kavganın fiziksel boyutlarıydı. Neredeyse her sahnelerinden birbirlerine laf sokmaları bağra çağıra yaptıkları kavgalar, gün aşırı birbirlerini yönetmene şikayet etmeleri işlerini yapmalarına engel olmadı! Hatta film o kadar başarılı oldu ki Hollywood'un bu en meşhur 'kan davası'nın iki tarafı olan Joan Crawford ile Bette Davis bir başka filmde birlikte rol almaları için teklif bile yapıldı.

2000'lerin en iyi aşk filmlerinden The Notebook'un iki yıldızı Ryan Gosling ile Rachel McAdams'ın 'nefret' öyküsünün sonu bayağı sürprizli! Sette birbirlerini görmeye bile tahammül edemeyen ikiliden Gosling, bir sahnede kamera kendisini çekerken karşısında McAdams olmaması için yönetmene gitmiş: Ona bakamıyorum bile karşımda başkası dursun!” Çekimler boyunca sette herkesin gözü önünde kedi-köpek gibi olan Ryan Gosling ile Rachel McAdams beyazperdede ise sinema tarihinin en iyi ikililerinden biri olmayı başardı..

Ve bütün dertleri 'set'miş gibi The Notebook'un çekimlerinin ardından birbirinden nefret eden bu ikili 3 yıl süren büyük bir aşk yaşadı.

Dirty Dancing filmiyle 1980'lere damga vuran Patrick Swayze ile Jennifer Grey, perdedeki o 'aşık' görüntülerinin aksine çekimler boyunca hiç anlaşamamışlar. Swayze, Grey'in sürekli aptalca şeyler yaparak sahnelerin defalarca tekrar çekilmesine duyduğu öfkeyi hatıralarına bile yazmış: “Birçok sahnede sürtüşmemiz oldu. Bazen çok duygusal görünüyordu. Azıcık eleştirsek hemen oturup ağlıyordu...”

Bugünlerde Venom filmiyle sinemalarda olan Tom Hardy ile Shia LaBeouf'un Lawless filminin setindeki kavgaları Hollywood'un en ünlü 'nefret' hikayelerinden biri. LaBeouf, rol arkadaşıyla hiç anlaşamadığını gizlemezken Hardy, Shia'nın kendisini bir yumrukta yere serdiğini anlatmaktan çekinmiyor: “Çok kötü bir çocuk. Ayrıca korkutucu da. Bir gün bir şeyler içiyordu ve bana saldırdı. Ne olduğunu anlamadan iki seksen yere serildim."

'Bazıları Sıcak Sever' gibi bir klasikte sinema tarihinin en seksi kadınlarından biri olan Marilyn Monroe'yu öpen Tony Curtis, birçok erkeğin hayallerini süsleyen bu an için,“Hitleri öpmek gibi bir şeydi” demiş. TV tarihinin en unutulmaz dizilerinden Sex and the City'de aralarından su sızmayan iki arkadaşı canlandıran Sarah Jessica Parker ve Kim Cattrall'ın set dışında pek de içli dışlı olmadıkları sır değil.

90'ların en iyi romantik filmlerinden Romeo + Juliet'in iki yıldızı Leonardo DiCaprio ile Claire Danes'in canlandırdıkları iki ölümsüz aşığın aksine birbirlerine tahammül edemedikleri 'Aynı Filmde Oynayıp Birbirinden Nefret Eden Yıldızlar' listelerinin ilk sıralarında yer alıyor her zaman... Oscarlı 'Kramer Kramer'e Karşı'nın iki yıldızı Meryl Streep ile Dustin Hoffman'ın, ya da Subay ve Centilmen'in efsane ikilisi Richard Gere ile Debra Winger'ın birbirlerinin yüzlerine bakmaması sinemayla ucundan kıyısında ilgilenen herkesin bildiği öyküler...

İŞLERİ BU 'OYNAMAK'

Talat Bulut'la Şevval Sam'ın birbirlerine karşı olan 'nefretleri' belki de oyunculuklarını daha da yukarı çekiyordur. Ayrıca iki oyuncunun özel hayatlarındaki kavgalarının dizinin izlenme oranlarına negatif bir etkisinin olmadığı da reyting listelerinde görülüyor... Bulut da Sam da aslında hayatlarının rolünü oynuyorlar; birbirlerine, aynı ortamda olmaya tahammül bile edemeseler kameranın karşısına geçip bizi 'dizideki karakterleri' olduklarına inandırıyorlar...

Zaten bütün yapmaları gereken de bu! Kimse onlardan kamera kapandığında can ciğer kuzu sarması olmalarını beklemiyor... İzleyici olarak bizi ilgilendiren 'sahne'de ne yaptıkları... Tıpkı 43 yıl boyunca sahnede yüzüne tüküren, parmağıyla göğsüne vuran Al Lewis ile onun parmağını kırmak için göğsüne çelik lehva koyan Willy Clark gibi sahnede olan sahnede kalır; aslolan şovdur! Gerisi teferruat...

Yazarın diğer yazıları