İçine kaç kere girdim hatırlamıyorum. Kaç kez bir düğüne, davete, partiye katıldım onun da sayısını da hatırlamıyorum. Her girişimde nefesim kesiliyor. İlk kez bir gece kalma durumuna sahip oldum. İyi ki kalmışım. Ve çok geç kalmışım. Beni yıllardır takip edenler bilir. 'Yaşadığın yerde turist olmak' duygusunu çok seviyorum.Vakit bulduğum günlerde bu memleketin turistik yerlerini geziyorum. İstanbul da turist olunca daha güzel. Tadından yenmiyor.




Cuma gecesi Saffet Emre Tonguç'la başlayan Boğaz turu sonrasında, cumartesi Pera Palas turum başladı. 123 yıllık bir tarih. Zaten bu tarihle Türkler değil yabancılar ilgileniyor. Özellikle İngilizler, Fransızlar ve Amerikalılar. Bir müze gezer gibi geziyorlar Pera Palas'ı. Her taşına, her koltuğuna tek tek bakıyorlar. Bunları görünce bir kez daha tarihi, sanatı sevmediğimize karar veriyorum. Etrafında sayısız gece kulübü olan bu otele çok fazla Türk'ün ilgisi olmadığını da biliyorum. Ve tarihimizle, özellikle sanatla ilgilenmemizin sanırım tam da zamanı. Buna çok ihtiyacımız olduğu dönemlerdeyiz.




-Otelin çeşitli yerlerinde eskiye dair izler var. Eski mönü mesela. 1934 yılına ait şarap listeleri.




-Agatha Cristie denince akla gelen bir otel burası. O yüzden Agatha isimli bir de restoranı var. Mesela artık dışarıdan da bir girişi var. Bence kesinlikle gelinecek mekanlar arasına yerleştirin. Yemekler harika.




-Enteresan hikayeleri var otelin. Nasıl olmasın ki, Atatürk, İsmet İnönü, Kraliçe 2. Elizabeth, Kral 8. Edward, İmparator Franz Joseph, İran Şahı Rıza Pehlevi, Tito Von Papen, Grata Garbo, Alfred Hitchock, Pierre Lotti, Mata Hari gibi isimler kalmış. Gerisini siz düşünün artık.




-Yabancılar genellikle Haliç manzaralı odaları tercih ediyorlarmış.




-Spa bölümü de harika. Şahsen hiç beklemediğim kadar güzel. Özellikle hamamı var ki, yabancılar bayılıyormuş.




-illa kalmanıza gerek yok. Gezilecek, görülecek listesine burayı da ekleyin. Bir çay, bir kahve keyfi de olsa mutlaka yapın.




Karaköy'de Mitte




KARAKÖY'DE hareketlilik başlıyor. Yeni mekanlar sırasıyla kapılarını açmaya başladı. Kimine göre Karaköy'ün havası söndü ama bence bu sene daha da hareketlenecek. Yeni yerlerden biri de Mitte. Lucca'nın kurulduğu gününden bu yana başında olan Turgay Yıldız geçen sene ani bir kararla ayrılıp kendi yerini açacağından bahsetmişti. İşte yeni yeri tamamlamak üzere. Cuma gecesi de inşaatta parti yaparak adım attı. 1 Ekim'de kapılarını açıyor. Bu arada mekanın alt kısmında küçük bir bölüm var. Orası bence daha popüler olacak. Gizli bir yer. Bizim insanımız çok sever böyle yerleri.




Ocakbaşında yabancılar




YANIBAŞIMDA, dibimde ama ben Hollanda'da keşfettim Ali Ocakbaşı'nı.Geçen akşam Karaköy'deki yerine gittim. Manzara, mezeler, yemekler, sohbet... Ve turistler tıklım tıklım doldurmuş mekanı. Turistler bizden daha iyi yaşıyor bizim memleketi, bizim lezzetleri onu söyleyeyim.




Bayılıyoruz yıldızlı şeflere




20 yıllık Köşebaşı, Michelin yıldızlı dünyaca ünlü şef Danse Boccuzzi'yi Türkiye'de ağırladı. Kendisiyle tanışıp şu yıldızlı lezzetlerinden tadacaktım ama gidemedim. Ama çok kişiden duydum. Kendisi Robert De Niro'nun aşçılığını yapmış, birçok ünlüye yemek pişirmiş. Severiz yabancıları, yıldızları. Gelsinler hoşgelmişler.









İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR