HT KULÜP

'Dalmak benim için bir terapi'

Vakko Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Jeff Hakko, derin mavilere olan tutkusunu HT KULÜP Yazı İşleri Müdürü Reşit Özet'e anlattı

Derinlere sevdalı bir isim Jeff Hakko... Vakko Holding Yönetim Kurulu Başkanı olan Jeff Hakko'nun en büyük tutkusu dalmak... Zamanla bu tutkusunu koleksiyon yaratmaya dönüştüren Jeff Bey, tarihi dalgıç malzemelerini toparlamak için yıllarca emek vermiş. Bu özel koleksiyonu Türk Deniz Kuvvetleri'ne bağışlayan Jeff Hakko ile Deniz Müzesi'nde bulaşarak ondan koleksiyonunun hikayesini dinledik...

Röportaj: Reşit ÖZET

Çocukluğunuzda başlayan deniz ve su altı tutkunuzdan bahseder misiniz?

8 yaşımda devamlı suyun altında ne olduğunu merak ederdim. Aldığım ilk harçlıkla Büyükada’daki eczaneden şnorkel ve palet aldım. Zamanımın çoğunu suyun altında geçiriyordum. Çok merak ederdim bu balıklar nasıl yaşıyorlar, nerlerden geliyorlar gibi. Olay orda başlıyor. Suyun altına kendi nefesimle daldığım için  bu nefes bana yetmemeye başladı. Suyun altında daha fazla kalmak istediğimde bu sefer İngilterede ki okul günlerimde ben bunun aletli dalış sertifikasını alayım ve suyun altında daha fazla kalabileyim dedim. Böyle başladı ardından bir yıldız, iki yıldız, balık adam olarak devam etti.

Ailenizin yaklaşımı nasıl oldu?

Ailemde herkes dalıyor. Hepsine ben öğrettim. Suyun altını keşfetmek çok güzel bir his, tatillerimizide beraber yapıyoruz. Dğişik ülke ve yerlerde su altında neler olduğuna bakıyoruz. Fakat benim gibi her haftasonu dalan bir aile değiller. Onlarda ancak tatile gittiğimiz yapabiliyorlar. Bende her haftasonu suyun altına girmezsem olmaz gibi bir durum var.

İlk dalış hikayenizi anlatır mısınız?

İlk su altıyla tanışmam İspanya’da oldu. O zamanlar daha eğitimi almamıştım. Arkadaşlarla İspanya’da ki Balerik Adaları'na gitmiştik. Kaptanda sen eski bir Fransız Su Altı Komandosuydu. Sen gel çok ilgileniyorsun ben seni daldırıyım dedi. 4 metrelik bir suya beraber daldık ve bir daha çıkmak istemedim.

Bu hobinizden koleksiyonculuğa geçiş hikayeniz nasıl başladı?

Bu aslında tarihe olan ilgimle başladı. Dalgıçlığın tarihçesini araştırırken ortaya çıktı. Litaratürde bu nesnelerle karşılaşıyorum ve araştırmasını yapıyorum. Hangi seneler ? Hangi ülkeler? Nasıl yapıldı? O zaman dalgıçlar nasıl dalıyorlardı gibi soruların araştırmasını yapıyorum. 89 senesinde başlayan kolleksiyon bugünlere geldi. Yaklaşık 20-30 sene zarfında bu kolleksiyon oluştu. Eski dalgıçların kullandığı her malzeme mevcut.

Bu özel koleksiyon dünyada sadece beş kişide mevcut neler var içinde?

Geçmişteki bir dalgıcı suyun altına daldırabilmek için gerekli tüm malzemeler var. Ayakkabısı, elbisesi, bıçağı, başlığı, pusulası, saati gibi parçalar bu kolleksiyonda var. Hatta çalışan bir dalgıcın kazma, küreğine kadar, kaynakla kesme cihazı, taşıma torbası, su altı muhabere cihazları, tulumbalar vs kolleksiyonda hepsi var.

30 senelik bir zaman diliminde bu koleksiyonunuzu tamamladınız zor olmadı mı birebir giderek bu koleksiyonu toplamak?

Genelde böyle bir başlık duyumu aldığımızda ilk reaksiyon müsade etmiyorlar. 'Bu aile yadigarı, biz bunu veremeyiz' gibi bir  tavır sergiliyorlar. Bir de şöyle bir durum oluyor, istediğinizde değere biniyor sanki elinde bulunmaz hint kumaşı varmış gibi acayip fiyatlar konuşuluyor. Halbuki onlara kendimi her zaman bir koleksiyoner olarak tanıtıyorum ve bu işin ticaretini yapmadığımı söylüyorum. Bu bir ticaret değil ileriye dönük senelerde tarihi bir sayfası olarak koleksiyona gireceğini izah ediyorum ama onların çoğu bunu anlamıyor. Bu sefer mecburen başkalarını devreye sokuyoruz. Köyün muhtarıyla gidip konuşup onları etkilemeye çalışıyoruz. Yoksa başlığın istikbalinin ne olacağı meçhul çünkü bunlar malesef bazen parçalanıyorlar. Hurda değerleri için eritiliyorlar. Geçmişte bunu çok gördük. Bayağı bir efor sarf edip yaklaşık dört beş ay sonra ben başlığı edinebildim. Tulumbanın hikayesi farklı yine Bozburun’da neden hep Bozburun ? derseniz Bozburun süngerciliğin merkeziydi ve malzemelerin çoğu ordan edinilmişti. Gördüğünüz tulumbada bir hediyelik eşya satan dükkanın dışında kaldırımın üzerinde duruyordu. Onu benim bir arkadaşım gördü ve bana iletti. O şekilde mağaza sahiiyle irtibata geçip onu edindik. Aynı şey orada da yaşandı. İnanılmaz fiyatlar istendi ama iyiki de almışım. Çok eski Fransız tulumbası çıktı. Çok memnunum çünkü bu şekilde tarihi koruyoruz.

Bu kadar maddi ve manevi yüksek olan koleksiyonunu Türk Deniz Kuvvetlerine bağışlanma kararı nasıl alındı?

Bu her koleksiyonerin kabusudur. Gerçekten bende bile uykusuz geceler oluşmaya başladığında buna kalıcı bir çözüm bulmak mecburiyetindeydim. Burda bir koleksiyon var ve bu koleksiyon bir bütünlük teşkil ediyor. En önemli soru benden sonra ne olacak ? Tabii ki ailenizde bu geleneği bu koleksiyonu sürdürebilecek birisi varsa istikbal parlak ama yoksa size çok ciddi bir sorun bekliyordur. Çözüm bulmanız gerekiyor. Ne olabilir? Hiçbir zaman aklımda koleksiyonu bölmek, parka parka yapıp satmak yoktu. Bunu toplu bir şekilde çünkü burda 30 senelik bir emek var ve bu emeğin satılmasına müsade edemezdim. O yüzden bu bağışlama fikri koleksiyonun bütünlüğünü sağlamak için. Bağışlayacağınız kim var? Türkiye Cumhuriyeti sınırları içndeyiz ve bu işin hakkını verebilecek bilinçli ve çok saygı duyduğum Deniz Kuvvetleri'miz ilk aklıma gelen isimdi. Ne mutluyumki Deniz Kuvvetleri'miz bana bu hakkı tanıyabildi ve yer verebildi. Gördüğünüz gibi çok büyük bir sergi salonları var. Mutlulukla söyleyebilirim ki doğru koleksiyon doğru adreste bulunuyor ve bundan sonra sonsuzluğa kadar da müze şartları altında bütün ziyaretçilere açık bir şekilde dalgıçlık tarihiyle bu sunumu yapabileceğiz.

Burası turistlerin de dikkatini çeken bir yer neler hissediyorsunuz?

Genelde bunun örnekleri çok az. Tek tük bir başlık görebiliyorsunuz fakat bu şekilde olduğu gibi tarihi bir dalgıcın nasıl daldığını gösteren bir koleksiyon müze ortamında yok. Bir tek Florida’da var onu biliyorum. Dünyanın başka bir yerinde de bu koleksiyon olmadığı için hem yabancı hem de Türk ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Keşke burda daha sık bulunabilsem ve soruları da yanıtlayabilsem. Elimden geldiği kadar boş zamanlarımızda gelip müzede bulunuyorum ki ziyaretçilerimize faydam dokunsun. Gördüğünüz gibi Türkçe ve İngilizce yani bütün izahatlar iki lisanda yapılmış vaziyette ki yabancı misafirlerimiz bundan tedirgin olmasınlar.

Bugün yapılan dalışlarla geçmişte yapılan dalışlar arasında ne gibi farklılıklar var?

Bugün yaptığımız iş çok basit. Elbisemizi giyiyoruz ve yeleğimizin üzerine tüpümüzü monte edip suya atlıyoruz. Bunu çok kısa bir sürede yapıyoruz. Benim dalıştan önce hazırlanmam en fazla on dakika falandır. Bu insanlar tek başlarına dalamıyorlardı. Mecburen bir ekiple dalmaları gerekiyordu. Kendileri giyinemiyordu. Kendileri kendi imkanlarıyla hava soluyamıyorlardı çünkü hortum ve tulumbayla hava basılması gerekiyordu. O ağır üniformalarla başlıkla, elbiseyle ve ayakkabılarla suyun altında hareket kabiliyetleri kısıtlıydı. Çünkü satıhtan gelen havayla nefes aldıkları için hortumun gittiği mesafeye kadar gidebiliyorlar. Halbuki biz şimdi istediğimiz kadar dolaşıp havamız yettiği kadar gidip yukarı çıkıyoruz. Bunların tek başlarına bişey yapmaları zordu hep destekle satıhla halatlarla vs. onun için geçmişte dalanlara çok büyük saygı duyuyorum çünkü inanılmaz külfetli bir iş yapıyorlardı. Osmanlı kayığındaki tek Osmanlı dalgıcını daldırmak için bir kayıkta 17 kişi vardı.

Suyun altındaki dünya nasıl? Bu hobiniz hayatınızı nasıl etkiledi?

Farklı bir gezegen. Evet dünyadayız fakat suyun altı farklı bir yer. Benim için en önemli şey kendi nefes alışverişini duyuyorsun. Etrafındaki gördüklerin de günlük hayatta hiç alışmadığın, görmediğin bir tabiat. Bizim dalışlarımız ortalama 45 dakika yada 1 saat arası sürüyor. Şu şekilde ifade edebilirim, acayip stresli iş hayatından, yoğun bir haftadan sonra, hafta sonu 4-5 dalış yaptıktan sonra yenilenmiş, arındırılmış gibi tekrar işinin başına dönüyorsun. Ben buna bir isim taktım. Derin mavi terapi. Çok farklı! Gerçekten çok farklı! Hatta dalışlardan sonra bir müddet tamamen asosyal oluyorum. Kendi kabuğuma çekiliyorum.  Edindiğim o hissin daha uzun sürmesi için kimseyle konuşmak, görüşmek istemiyorum. Dalışın verdiği o haz sudan çıktıktan sonraki o dinginlik devam ediyor. Bunu kelimelerle izah etmek çok zor. Yaşamak istiyorsanız muhakkak su altı dalışı yapmanızı gerçekten tavsiye ediyorum.

Bu sporu yapmak isteyen geçlere ne gibi tüyolar verirsiniz?

Bunun emniyetli yapılabilmesi için, bilinçli yapılabilmesi için eğitim alınması şart. Risk alınmaması gerekiyor. Mutlaka bir kuruluştan eğitim almamız gerekiyor. Brövenize o şekilde almamız lazım. Daha ileriye gitmeniz gerekiyorsa da bir yıldız iki yıldız o şekilde devam ederek brövenizenizi alabilirsiniz. Bröveyi aldıktan sonra ise iyi malzemeyle dalmak ve altın kural hiçbir zaman tek başına dalmamak. Su altında bir tehlike yaşadığınız yanınızda birisinin olması şart o da sizle beraber daldığına göre o da bir eğitim almış olacak ve bu tehlike anında size nasıl müdahele edebileğini size nasıl yardımcı olabileceğini biliyor ve ona görede tedbir almış oluyorsunuz.

Aktif olarak dalmaya devam ediyorsunuz. Dalış için nereleri tercih ediyorsunuz?

Seyahat etmek için zaman ayırman gerekiyor. Bir hafta sonuna sığdırabileceğin bir seyahat değil. Tatillerde daha uzaklara gidiyorum ama hafta sonları genelde Bodrum, Gökova, Bozburun Yarım Adası civarlarında dalıyoruz.

Suyun altındayken hiç ilginç bir anınız oldu mu?

Sıklıkla sorulan bir soruyu cevaplıyım. Su altında hiçbir zaman köpek balığıyla karşılaşmadım. Türkiye karasularında köpek balığı var. Türkiye’de köpek balığı saldırısı diye bir şey benim kulağıma gelmedi. Saldırgan olanlar genelde Amerika ve Güney Afrika’da. Yaşadığım enteresan bir olay şöyle Fransa’nın güneyinde suyun altında 25 metre derinliğinde malzemem bozuldu. Biraz evvel bahsettiğim eşle dalma sistemi vardı. Yanında daldığım arkadaşım Hollanda’lıydı. Suyun altında havasız kaldığınızda yapacağınız tek şey var sizle beraber dalan badinize havasız kaldım işareti vermek. O da doğru eğitimi aldıysa size gelip çimlenme tekniğiyle ondaki yedek regilatörden hava alarak tekrar belli bir yüzeye suyun üzerine çıkmanız gerekiyor. Bizde de bu durum oldu. Ondan sonrada malzemenin hatalı olduğunu anladık. Kaç senedir dalıyorum bir kere oldu fakat orada eğitmini almış olmamdan dolayı ve panic yapmadan, doğru aldığım eğitimin doğru kararlarıyla hemen badime işaret yaptım. Bana geldi ve beraberce çıktık.

 

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR