HT KULÜP
HABER HATTI
    HT KULÜP YAZARLARI
    Hataysa da kime ne? 04 Şubat 2013 Pazartesi, 10:53:58

    Hepimizin yaptığı bir şey aslında. İlişkinin içindeyken dostların fikirlerine çok fazla kulak asamıyoruz. "Olsun ben seviyorum" diyoruz, bir sürü şeyi görmezden geliyoruz. Ve çok uzağa gidemeden dostlarımzıın söylediği şeyler bir bir gerçek olmaya başlıyor, alıyoruz boyumuzun ölçüsünü. Başımıza gelmeden inanamıyoruz bir türlü kötü şeylere. Aslında inanmıyor da değiliz de görmezden gelmeye çalışıyoruz galiba. Sevgilimizin değişeceğini, bizi üzmeye devam etmeyeceğini düşünmek benzin fiyatlarının tekrardan normal seviyeye inip zamların azalacağını düşünmek kadar ütopik aslında. Belirli bir yaştan sonra insanların değişmesini beklemek saflığın da ötesinde bir konuma giriyor. Bu yüzden tam olarak kabul edemesek bile, bazen içinde bulunduğumuz ilişkinin aslında hayal ürünü olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Çabalamaktan başka bir şey gelmese de elimizden en azından teslim olmamamız gerekiyor. Bu ara başıma bir şey geldiğinden değil, yakın arkadaşarıma bu şekilde akıl verip bir de sabah uyanınca Habertürk.com'da Rihanna haberini görünce bu konulara yöneldim. Rihanna'da kendisini defalarca döven sevgilisi Chris Brown'la birlikte olmaya devam ediyor. İlişkinin yürümeyeceğine dair eldeki kanıtlar davayı kazanmak için yeter ama durmuyor tabii. Eldeki avuçtaki milyon dolarlar da gönülü oyalamıyor gördüğünüz gibi. Ya olursa umudu herkes için geçerli...

    Mürekkep izi

    Geçen gün KafePi Grup'un yeni mekanı Mürekkep'i test ettik kalabalık bir arkadaş grubuyla. Ben daha önce buraya gece gelip ortama bayılınca yemeğe de gelmek istedim. Kocaman bir üniversite kantini gibi döşenmiş Mürekep. Okul kantini dediysem, özel okul kantini gibi tabii ki. Yüksek tavanları ve uzun masası keyifli bir yemek vermeniz için ideal. Eskiden Rome&Juliet adlı konser mekanı olarak işletilen mekan bu yüzden oldukça büyük. Çok uzun saatler geçirseniz de sıkılmıyorsunuz. Mekanın bence en güzel özelliği de yaş ortalamasının 22 olması. Yemek sonrası saat 23.00 civarında müzik yükselerek içerisi kulübe dönüyor.

    Ivana'nın Bite'ı

    Ivana Sert Teşvikiye'deki butiğini The Bite isimli bir restorana çevirdi. Bu şekilde benim gibi hemen her gün Atiye Sokak'tan geçenler için büyük iyilik yapmış oldu doğrusu, her gün onun güzide tasarımlarının sergilediği vitrinlerin önünden geçmek zor oluyordu. The Bite, şehrimizde nicesi açılan "İstanbullulara tapas kültürünü sevdirmeyi amaçlıyoruz" ana fikirli dükkanlardan biri.

    Benzerleri gibi bir süre sonra tapası kaldırp yoluna öyle devam etmesi muhtemel, çünkü kimsenin tapas yemek aklına gelmiyor. Bunun dışında bar kısmı gayet güzel hazırlanmış, kokteyllerini de sevdim. Bir şeyler atıştırıp barda takılmak keyifli.

    Bravo bana!

    Bir yazı yazıp hem Derin Mermerci'yi, hem Ebru Gündeş'i yetmiyormuş gibi bir de sevgili Cengiz Semercioğlu'nu karşıma almayı nasıl becerdim bilmiyorum ama konu hakkındaki fikirlerimi daha açık bir şekile getirmeliyim sanırım. Konuyu özetleyecek olursam, Derin Mermerci'nin son dönemdeki dalgalanma hallerini anlayamadığımı, eski cool tavırlarından sonra kalkıp Ebru Gündeş'i dinlemeye gitmesine şaşırdığımı söylemiştim. Cengiz Bey de "Ebru Gündeş dinlemenin nesi kötü Oben?" diye sormuş köşesinden. İlk olarak Ebru Gündeş dinlemenin kötü bir tarafı yok, tamamen tarz meselesi. Süper güçlü bir sese buradan laf edecek kadar delirmedim. Eski albümlerinden de olsa şarkılarını ben de bilirim. Fakat Ebru Gündeş bir Orhan Gencebay, bir Bülent Ersoy bir Zeki Müren gibi hepimizin ortak paydalarından biri haline geldi de benim mi haberim yok? Bu kadar sene ülkedeki hemen her caz ya da yeraltı grupları dinlemiş, zevk almış ya da almamış biriyimdir ama hayatımda hiç Ebru Gündeş konserine gitme ihtiyacı hissetmedim.

    Aynı şekilde Sibel Can, hatta ve hatta şarkılarına bayılmama rağmen Demet Akalın'ı bile hiç izlemedim ben. Belki bu konu hakkında ön yargılarım var bilmiyorum ama hem öyle hem böyle olunacağına inanmıyorum. Caz festivallerine gelen herkesin bildiği isimlerin konserine gitmekten değil, bildiğiniz ağır caz dinleyicisini kast etmiştim. Aradaki farkları bir tek benim gördüğümü sanmıyorum...

    Yazarın diğer yazıları