HT KULÜP
HABER HATTI
HT KULÜP YAZARLARI
Erkekler için gelecek program 19 Ocak 2017 Perşembe, 11:43:24

Dünya üzerinde tuhaf politik gelişmeler yaşansa da moda dünyası yoluna devam ediyor. Erkek modası tutkunlarının gözü bir süredir Milano'daydı bu yüzden. 2017-18 kış döneminde erkeklerin başına neler geleceğini öğrendik. Bir kere genel olarak 70'ler havasına gireceğiz. Dağınık saçlı erkekler, rengarenk giyinmeler, büyük çantalar dönemi başlayacak. Etro erkekleri taytlıydı mesela. Mor renk bir hayli fazla kullanılmıştı. Etek ve erkek elbisesi de enteresan parçalardandı. Desenleri yine çok etkileyici tabii. Fendi kendine has baskıları iyice poplaştırıp rengarenk hale getirmiş. Parlak neon renkler bol bol kullanmış. Koleksiyon gerçek kürk gibi görünen sahte kürklerle bezeliydi. Damir Doma erkekleri de yüksek belli pantolonlarla podyumdaydı. Kalın örme kazaklar, çizgili pantolonlar ve kırmızı takımlar baş köşedeydi. Neil Barrett'ın baskılı sweatshirt'leri, Helen Athony'nin kareli ceketleri çok hoştu. Salvatore Ferragamo sarı, yeşil, kahve tonlarında ilerlerken bu sene sık göreceğimiz mor ve bordoyu da koleksiyonuna katmış. Desenleri yine çok etkileyici. Genel olarak tüm moda haftasında çok fazla deri ve kürk kullanılması pek hoşuma gitmedi. Yüksek belli, pileli pantolonlar neredeyse her markada bulunacak sanırım. Paçalar yine kısa. Büyük çantalar tekrar gündeme geliyor. Bir ara ne güzel sırt çantasına dönmüştü erkekler büyük çantalara geri döneceğiz maalesef. Bir güzel haber de rahat yürüyüş ayakkabılarının yeniden gündeme gelmesi. Pek estetik değiller ama rahat olmaları güzel.

Durun biz kardeşiz

‘Recep İvedik 5' filminde Azerbeycanlı bir boksörün ringde Recep'ten dayak yemesine bozulan Giresun Üniversitesi'nin Azeri kökenli akademisyeni Prof. Dr. Aygün Attar, tepkisini koymuş. Film sahnesinin gerçek olmadığını bile bile veriliyor bu tepki. Hatta yumruk olayı sporcuların er meydanı olan ringde gerçekleşiyor olmasına rağmen! Filmlerdeki sahnelerden sonra "Biz böyle değiliz, bizi yanlış yansıtıyor" diyerek ortaya dökülen hemşireler birliği, hamamcılar derneği gibi olaylara alışıktık aslında biz. O yüzden Azerbeycan tepkisine pek şaşırmadım açıkçası. Her aksiyon filminde terörist muamelesi yapılan Ruslar da Amerikalı film yapımcılarına çıkışıyor mudur acaba? Yoksa umurlarında bile değil ve bunun bir film olduğunu farkındalar mı? Hangi ülkeden olursa olsun, farkındalık güzel şey.

Nefes nefese

Önceki yazımda bahsettiğim, eşcinselliği tedavi ettiğini iddia eden nefes terapisti Nevşah Fidan Karaahmet, yazımdan sonra bana ulaşıp, öyle bir şey açıklaması olmadığını belirtti. Nevşah Hanım'ın söylediğine göre yazıyı aldığım röportajdaki sözleri çarpıtılmış. Ünlüler dünyasından "Ben öyle bir şey demedim" açıklamalarına alışkın olduğum için sordum: "Çarpıtıldığını iddia ettiğiniz sözleri düzeltmek için ne yaptınız?" O da bana bir başka röportajında olayın iç yüzünü anlattığını söyledi. Açtım söz konusu röportajı inceledim ama öyle bir cümle yok. Sonra aynı röportajı kendisine gönderdim, hatta kendisi de röportajda açıklaması olmadığına şaşırdı, "Ben söyledim ama koymamışlar röportaja" dedi. Konuşmamızda sarf ettiği ve bu konularda sıkışınca herkesin başvurduğu "Benim zaten çok gay arkadaşım var" sözü beni hiç kesmedi açıkçası. Ama benim için en önemlisi konuşmanın sonunda Nevşah Hanım'ın "Eşcinsellik bir hastalık değil, hatta bence doğal bir durumdur" demesi oldu. Nefes terapisi konusuna biraz uzak olduğum için derin bir yazı çıkaramadım ama cumartesiye kadar deneyip, olayı yerinden bildireceğim.

Haftanın canisi

Bu haftanın canileri Isparta'dan çıktı. İki genç küçük bir köpek yavrusunun kulaklarını kesti biliyorsunuz. Sonra da 2202 TL idari para cezasına çarptırılarak salındı küçük caniler. Vahşete yatkın gençlerin yaptıkları kötülükten bu kadar basit bir şekilde kurtulabilmesi onlar için kolay bir kurtuluş yolu değil mi? Hem bilinen bir gerçektir, büyüdüğü zaman acımasız katil olan tipler küçüklüğünde hayvanlara eziyet ederek bu yola girmişlerdir. O yüzden hayvanlara eziyet etmenin cezası bu kadar hafif olmamalı sanki. Yaşları küçük de olsa cani oldukları kabul edilip, topluma kazandırmak adına özel terapilerden geçirilmelerini şart koşmak çok da zor olmamalı.

Yazarın diğer yazıları