Geçen sene ülkemizin başından ayrılmayan kayıplar bu sene de Mustafa Koç’u alarak devam etti. Birinin ölümüne uzaktan üzülmek zor. Üzerine bir iki cümle konuşursun ve unutulur gider. Olan aile ve yakınlara oluyor aslında. Ama bu sefer öyle olmadı doğrusu. Hafta sonu nereye gitsem dost muhabbetlerinin konusu Mustafa Koç’un erken denebilecek yaşta aramızdan ayrılmasıydı. Herkesin peşinde olduğu paraya en çok sahip olanlardan birinin ölüm karşısındaki çaresiz durumu insanları bir hayli etkilemiş. Vizyon sahibi bir yöneticiyi erken kaybetmenin şoku bir yana, herkesin dilinde “Nasıl olur” sorusu! Nasıl olur da kurtarılamaz, nasıl olur da durdurulamaz? Mustafa Koç’un acı kaybı geride kalanlara bir şey anlatmaya başladı galiba. Sürekli peşinden koşulan paranın aslında tek çözüm olmadığını. Hayatın diğer değerleri yokmuş gibi davrananlara bir şeyler anlattı. Tam olarak açıklamasını yapamasa bile düşündürmeye yöneltti en azından. Bilinçli hayatlara sahip olabilmek için bu bile güzel bir adım. Hiç ölmeyecekmiş gibi hırs içinde yanıp tutuşanların anlaması gereken şeyi yine biz düşünüp anladık ama neyse!




Hoşgeldin Nejat




Oyunculuğa ara verip Bodrum’a yerleşen Nejat İşler hafta sonu İstanbul’daydı. Gazetelerde Rıza Kocaoğlu ile fotoğraflarını görünce aşırı derecede mutlu oldum açıkçası. İkisinin de gülen gözleri vardı ve her şeyi anlatıyordu. İşler’in İstanbul gecelerindeki ilk durağının Roxy olması ise beni hiç şaşırtmadı. Oyuncunun uzak olduğu dönemlerde açılan yeni kulüpleri denemek yerine 20 yılı aşkın bir süredir hizmet veren, hiç değişmeyen tadımız Roxy’ye gitmesi enteresan geldi bana. Aslında Nejat İşler’in işleyişini bilen birileri için hiç de ilginç değil. Bazı doğrular değişmez. Hani hep diyoruz ya “Korunması gereken adamlardan” diye, işte bu gece turu da onun ispatı olmuş.




Pop art yıldızlar karması




Sanatın modern halini diğer türlerinden her zaman ayırmış biri olarak Los Angeles turum sırasında yeni açılan The Broad


Müzesi’ni gezmeyi ihmal etmedim. Müze yeni ama barındırdığı eserlerden dolayı bir anda modern sanatseverlerin gözbebeği oldu çıktı. Forbes Dergisi’ne göre dünyanın 65. zengini Eli Broad ve eşi Edythe’in sahip olduğu bu müze, 140 milyon dolarlık bir sanat harikası. Girişin ücretsiz olduğu müzenin önündeki sıraya dayanabilirseniz modern sanatın en bilinen isimlerinin en meşhur eserlerine ulaşabiliyorsunuz. Müze meraklısıysanız illa ki Damien Hirst (Hani pırlantalarla kaplı kurukafanın ve ortadan ikiye bölünmüş kuzuların sahibi), Jeff Koons (Şişme balon şeklindeki eserleri ile ünlüdür) ve Basquiat (Hani ilkokula giden bir öğrenci resmetmiş gibi görünen olağanüstü eserlerin sahibi) imzalı ürünlere rastlamak mümkün. Tabii ki Andy Warhol ve Keith Haring de var. Barbara Kruger, Ed Ruscha ve Ellsworth Kelly de müzede rastladığım isimlerdi. Japon sanatçı Takashi Murakami’nin yer aldığı bölüm ise benim en sevdiğim bölüm oldu galiba.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR