Seçkin Piriler'in boşanma davası açacağı haberi pazar sabahı kahvaltı masasında geldi. Kahvaltı eden kadınlar "Neyi bekledi ki zaten, hemen dava açmalıydı" diye hararetli bir şekilde savunmaya başlarken erkeklerden gelen tepki sadece "Ne olmuş ki?" oldu. Kadın bünyesindeki "Acısını sonra çıkarma" çipi erkeklerde olmadığı için şaşkınlık yaşandı tabii. Daha ne olacaktı ki diyebilirsiniz ama olaylar su yüzüne çıktığında bir boşanma dilekçesiyle karşı karşıya gelinmiyorsa erkek beyni doğal olarak "Atlattık galiba, bu da geçti" diye düşünmeye başlıyor. Ama kadın beyni öyle değil, daha sert şeyler planlıyor. Henüz dava haberi ortaya çıkmadığı sıralarda aynı masadaki kadınlar Seçkin'in arkadaşlarıyla yeni yıla girmesini tuhaf bulup, "Yılbaşı gecesi adam yalnız bırakılır mı, yine gitmiştir Kıvılcım'ın yamacına" diye çıkarımlarda bulunmuşlardı. Sonradan boşanacak haberi kulağımıza gelince her şey anlaşıldı. Yoksa Seçkin'de yılbaşı gecesi kocasını yeni sevgilisiyle bırakacak göz yoktu sanırım. Meğer Seçkin'in yılbaşı kız kıza eğlenmesi geride kalanlara "Ne haliniz varsa görün" mesajıymış. Yerine ulaşmıştır sanırım.

Formal Tarkan

OLAĞANÜSTÜ sesi ve şarkı söyleme yeteneği haricinde ortalarda göremediğimiz için hiçbir yönünü bilmediğimiz Tarkan, bildiğimiz Türk delikanlılarından hiç de farklı değilmiş meğer. "Kısmetse 2016'da evlenirim" gibi bir cümle kuran Tarkan ile "Çişim var" diyerek tepeden inme bir giriş yapan Tarkan arasında herhangi bir ilişki kalmamış galiba. Daha doğrusu annelerimiz öyle bir beynimizi yıkamış ki geriye dönüş yok. Megastar da olsan mezun ol, askerliğini yap ve evlen klişesinden kaçamıyorsun demek ki gördün mü olan biteni? En starımızın bile içinden çekirdek aile çıktı. Ah yanar döner Aaacayipsin be Tarkan.

2016 model kararlar

HT Pazar'dan Sema Ereren'in yaşam koçu Tankut Ayan ile yaptığı röportaj oldukça besleyiciydi. Yaşadığımız bilgi çağında kafamız sürekli telefonumuza doğru eğik olduğu için hayatı kaçırdığımızdan bahseden Ayan, bu şekilde yaşayan insanların odaklanma problemi olduğunu söylemiş. Problemi çözmenin yolu ise basit; sosyal medyayı kendinize yasaklamak! Yani artık birçoğumuzun sosyal medyaya bağımlı olduğu gerçeğini düşünürsek bu yöntemi profesyonel bir yardım almadan uygulamamız pek mümkün değil! Aynı röportajda kararların sürdürülebilir olması için uzun vadeli değil de daha kısa dönem kararları alınması gerektiğini söylemiş. Mesela 2016 içinde bunları yapacağım gibi geniş kapsamlı değil de ocak ayında bunları, şubat ayında şunları yapacağım gibi yılı bölümlere ayırma yöntemiyle amaca ulaşmak daha kolaymış. Ben de sosyal medya açısından kendi önlemimi alarak ocak ayı içinde Instagram'dan uzak durmaya çalışıp, her gün yüzlerce kez aynı siteyi ziyaret eden biri olma kafasından çıkmayı deniyorum. İmkansız gibi duruyor ama bakalım benim akıbetim ne olacak.

Bitmesi gerekli insan modelleri

MİLLET olarak her konuda çakalız ya, teknolojik gelişmelerde bile hemen bu özelliğimiz baş gösteriyor. Tam metrolara binmeden trenlerin durduğu yerde kocaman ne yazıyor; "İnenlere öncelik tanıyın!" Ama benim milletim bu sözü dinler mi, boşalan tek koltuk da onun olacak sevdasıyla sen daha inmeden seni eziyor ve biniyor bile. Ayakta kalmamanın bir yolunu buluyor, kendi aklınca. Her metro durağında bu mesele için kavga ediyorum. İnsanlara yerdeki yazıyı okutmaya çalışıyorum ama ne mümkün. Hiçbir şekilde dinlemeyip, bir de üstüne araba dolusu laf ediyorlar. Yürüyen merdivenlerin sağında durup soldan geçmek isteyenlere yer verme konusunda eğitimler sürerken bir de inenlere öncelik tanıma işi zor geldi tabii. Kurallara uyma konusunda neden bu kadar genişiz acaba?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR