Şiddetli yağan yağmur etkilemedi dersem yalan olur. Cuma günü mekânlar kalabalık değildi. Hatta kalabalık ile boş arasıydı. Cuma günü süren trafik birçok kişinin "Akşam çıkmıyorum" demesine neden oldu. Ama tabii bu durum ev partilerini hareketlendirdi. Çünkü cuma günü birçok yerden saatler gece yarısını gösterdiği sırada başlayan partilerden davet geldi. Yani ev partileri pek bir moda bu sıralar İstanbul'da da. Yazdan kalan bir durum anlayacağınız. Tabii bu mekâncıların hiç işine gelmiyor. Çünkü artık mekânlar hafta içi çok iş yapamıyor. O yüzden de Cuma ve cumartesi onlar için çok önemli. Ama cumartesi birçok yer iyiydi. Hatta kalabalık vardı. Ama bu durum eskileri aratır. Önümüzdeki hafta da bayram. İstanbul ve birçok şehir merkezi boşalacak. O yüzden benim anladığım kadarıyla bu sene mekânlar istedikleri kalabalığı, keyfi yakalayamayabilir.




Magazin dünyasında olan biten




-Ebru Gündeş yaptığı kışlık alış verişleri ile konuşula dursun yeni albüm çalışmalarını sürdürüyor. Hatta çok az kaldı. Yakında çıkacak. Geçen hafta Sezen Aksu'nun evine yaptığı ziyareti ile de kulaktan kulağa konuşuluyor. Belki son dakika, Sezen Aksu'dan da bir şarkı albüme alırda müzik dünyası şenledir. Hayır artık yeni bir şarkı çıkmıyor. Sezen Aksu'nun klasikleşecek bir eseri olmuyor diye üzüntüler içindeyim. Çünkü gerçekten artık eskisi gibi bir şarkı yok. Kimse bir şey üretemiyor mu, yoksa gerçekten hâlâ eski şarkılarla yaşamaya devam mı edeceğiz.




-Cumartesi sabahı itunes'dan Deniz Seki'nin "İz" albümünü satın aldım. O gün de yapımcı Bülent Seyhan'ı arayarak "Kim ne derse desin iyi bir şey yaptın" dedim. Bülent Seyhan "Senin gibi düşünmeyen çok maalesef. Ama bu şarkıların sound'u başkalarının eline geçecekti ve gerçekten yazık olacaktı" dedi. Kesinlikle aynı şeyi düşünüyorum. Ve kesinlikle albümü çıkartmakla çok iyi yaptı. Keşke Deniz Seki burada olsaydı da albümün promosyonunu kendisi yapsaydı. O zaman tadından yenmezdi tabii.




-Açıldığı gün kendinden söz ettiren bir mekândı Cihangir'de Mona. Ancak Cihangir ahalisi tarafından pek sevilmemişti. Bu yüzden de "Mona'nın serüveni Cihangir'de fazla uzun sürmez. İki üç sene göremeyiz. Cihangir'de Etiler Paper Moon fiyatları ağır gelir" demiştim. Ve olan oldu Mona bu sezon yok. Çoktan gitmiş bile.




-Geyik'in cezası bitti. Cihangir'de Geyikli sohbetler yeniden başladı. Ancak bu sefer daha dikkatli bir şekilde ilerliyor.




-Neredeyse dünyadaki, tüm kadınların ayıldığı, bayıldığı, öldüğü, hayaller kurduğu George Clooney de evlendi. Brad Pitt sonrasında bu durum dünyada birçok kadını etkileyecektir kesin. Cümleten hayırlı olsun diyor yeni bir idol yaratmak için Hollywood'un çalışmalara başladığını düşünüyorum.




Neden herkes mutsuz?




Cuma günü kuafördeyim. Gazete falan okuyorum. Arkamda oturan bir kadın yüksek sesle "Bir şey sorabilir miyim?" dedi saçını yapan adama. Kadın "Neden herkes mutsuz?" diye sordu. Ben ve hatta o an kuaförde olan herkes güldük. Sonra da kendi aramızda "Türkiye'de kim mutlu ki" diye sorduk. Bu soruyu soran kadın yıllardır yurtdışında yaşıyormuş. Bir haftadır Türkiye'ye memleketine tatile gelmiş ve son günlerde de herkesin yüzünün asık olduğunu fark etmiş. Ne tuhaf. Gerçekten şöyle bir dakika durup etrafınıza baksanıza. Hepimizin yüzü asık. Hiç gülmüyoruz. Gülen biri varsa da hemen onu eleştiriyoruz.






Farkında mısınız?




-Twitter'da eski neşe, eski hareketlilik, eski bereket bitti. Yani beklenen oldu. Eski ilgi alaka sıfır.




-Diyet diyet diye ölüp biterken herkesin bir Victoria's Secret mankeni gibi dolaşmak istediği dönemlerden geçerken obezite'nin artması da başka bir tuhaflık.




-Bayram geliyor hoş geliyor. Uzayan tatil ile birlikte birçok kişi kaçmaya başladı bile. Hatta bu hafta sonu birçok kişiden "Ben kaçıyorum iyi bayramlar" dediğini duydum. Ben de bayramı dört gözle bekliyorum tabii. İstanbul trafiğinin azalması için.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR