HT KULÜP
HABER HATTI
HT KULÜP YAZARLARI
Tolga ile Özge'ye biraz hareket lazımmış 18 Eylül 2017 Pazartesi, 15:20:03

Geçen hafta Tolga Çevik yıllar sonra eşi için bir mesaj yayınladı. Ve her zaman olduğu gibi millet ikiye bölündü. Kimisi pek beğendi kimisi hiç beğenmedi. Ve herkes beğenmek zorundaymış gibi akabinde Özge Yılmaz Çevik beğenmeyenlere bir mesaj yayınladı. Hatta pek güldü, eğlendi. Neyse yani ben anladı ki belli ki karı-koca, 'evli-mutlu-çocuklu' hallerinden, yavan, sıradan, sakin, dingin günlerinden az biraz sıkılmış, hareket istemişler. Durup dururken "Dur ben bir mesaj attırayım ortaya. Bize de az biraz farklı bir muhabbet çıkar" ayarından takıldılar. E fena da olmadı sanki. Güzel oldu güzel. Eğlendiler. Hem biz de Tolga Çevik'in adını yeniden hatırlamış olduk. Ara ara unutuyoruz malum.

İyi mesaja yorum yok kötüye hemen cevap

KÖTÜ yorumlar karşısında hemen yanıt veren, üstelik şimdiye kadar hiç ortalarda gözükmeyen Özge Çevik'ten yola çıkarak geçen hafta karşılaştığım bir gruptan bahsedeceğim. Yan masamda oturmuş sohbet ediyorlar. Beni görünce "Esin Hanım sosyal medyada ünlüler iyi yorumlara hiçbir şey demiyor ama kötü yorum olunca hemen ellerini bellerine koyuyorlar. Çok sahtekarca bir durum değil mi?" diye başladılar. Onlar da haklı. Evet gerçekten öyle bir durum var. Ünlüsü, ünsüzü, sosyal medyada şöyle bir durum var: Herkes beğenilmek, alkışlanmak, like'lanmak, övgüye boğulmak istiyor. Hiç kimse kötü yoruma tahammül edemiyor. Hal böyle olunca kötü bir eleştiri karşısında sopalarını çıkarıyorlar. Bu çok normal, sosyal medyada bu tarz olaylarla daha çok karşılaşacağız çok.

Bıkmadan usanmadan

-Ne gezdin Esin.

-İyi gezdin iyi.

-Çok gezdin Esin çok.

-Fakat güzel gezdin be Esin.

-Pek güzel gezdin canım.

-Ne gezdin, ne gezdin. Geldin mi İstanbul'a?

-Amma gezdin arkadaş.

-Bıkmadın gezmekten, yorulmadın.

-Ah ahhh, çok gezdin çok.

-Kaç yaşına geldin, hala geziyorsun Esin.

-A sen İstanbul'da mıydın? Ne gezdin Esin.

-Seni takip edemiyorum. Ne gezdin arkadaş.

Kır dizini otur

Instagram'dan takipçilerim zaman zaman "Az biraz kır dizini otur" diye mesaj atıyor. Hanımlar, beyler, Sayın seyirciler:

-Dizimi kırıp oturmam size ne fayda sağlayacak?

-Gezen benim, tozan benim. Siz neden yoruluyorsunuz?

-Ben şahsen yorulmuyorum. E gezmeden oturduğum yerden de yazamıyorum.

-Ama yazarken oturuyorum tabii. Ayakta yazılmıyor, denedim.

-Bırakın gezeyim, dolaşayım, göreyim.

-Daha öğrenecek, görecek çok şeyim var.

-Daha tanışacak çok kişilerim var.

-Daha yazacak çok yazım, konum var.

-Hem ben kırıp dizimi oturursam hastalanırım. Çünkü kendimi bildim bileli en iyi yaptığım şey çalışmak.

-Bizim işte oturarak olmuyor, anlatabildim mi?

-Masa başından yazılmıyor. Bir yere kapanıp kalınca at gözlüğü de hemen geri geliveriyor.

-Anlatabildim mi?

-Sesim geliyor mu?

Instagram sayesinde düğün düğün dolaştım

-Bu hafta bu yaz sayısız düğüne katıldım.

-Sayısız gelin ve damat gördüm.

-Sayısız gelinlik inceledim.

-Sayısız gelin masasına denk geldim.

-Tanımadığım onlarca gelinin odasına girdim.

-Hangi gelin ayakkabısının altına kimi yazmış gördüm.

-Hangi isim silinmiş, hangisi silinmemiş hepsine şahit oldum.

-Tanımadığım bir sürü damadın odasında cirit attım.

-Hangi geline kim makyaj-saç yapmış hepsini biliyorum.

-Hangi düğünde hangi sanatçı sahneye çıktı, gelinin annesi ne giymiş, kayınvalide ne takmış hepsini biliyorum.

Yani ben bundan böyle oturduğum yerden her düğüne gidebiliyorum öyle bir yeteneğim var. Düğünlere davet etmeyin anacığım.

Yazarın diğer yazıları