HT KULÜP

'Boş durabilen biri değilim'

İstanbul cemiyetinin önde gelen isimlerinden Fatoş Sarıgül, Bitter Dergisi'nin Eylül sayısının özel konuğu oldu. Muhteşem Boğaz manzaralı Sait Halim Paşa Yalısı'nda Zeynel Abidin Ağgül'ün objektiflerine poz veren Sarıgül ile eğitimden iş hayatına, özel yaşamından annelik tecrübesine, sosyal sorumluluk projelerinden modaya kadar birçok konuyu keyifli bir sohbette konuştuk.


Fotoğraflar: Zeynel Abidin AĞGÜL



Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Emir Sarıgül'ün zarif eşi Fatoş Sarıgül, hem başarılı bir iş kadını hem de sosyal sorumluluk konusunda önemli çalışmalara imza atan bir gönüllü. İstanbul sosyal yaşamının ünlü simalarından olan Sarıgül, evliliği ile aktif iş hayatına ara vermiş olsa da şu sıralar doktorasını tamamlıyor ve Mehmet Altınbaş Vakfı Kemerburgaz Üniversitesi'nde Öğretim Görevlisi olarak çalışıyor. "Boş durabilen biri değilim, kişisel gelişime inanan ve önem veren biriyim'' diyen Fatoş Sarıgül, çok yönlü yaşamını samimi bir sohbette Bitter okuyucuları için anlattı.

"KIBRIS BENİM İÇİN HER ZAMAN ÖZELDİR"

- Kıbrıs'ta geçen bir çocukluk döneminiz var. Bize biraz o günlerden ve İstanbul'a geldiğiniz yıllardan bahseder misiniz?

Babamın işleri dolayısıyla ailemin Kıbrıs'ta yaşadığı günlerde doğdum. Çok küçükken, yine iş sebebiyle İstanbul'a taşındık. Dolayısıyla Kıbrıs'taki anılarım, yaz tatillerimizi geçirdiğimiz günlerden geliyor. Kıbrıs, sahillerinin güzelliğinin yanında bozulmamış doğası ve yerel hayatı ile pek çok kişinin sevdiği ülkelerden biri. Bunun yanında yakın tarihte yaşanan savaşlardan dolayı, acı hatıraları da zihinlerde yaşatır. Ben de anneannem ve dedemden savaş hatıralarını dinleyerek büyüdüm. Annem savaş yıllarında küçük olsa da, onun da aklında kalan kötü günler var. Arkadaşlarımla saklambaç oynarken, savaş yıllarından kalma yer altı sığınaklarını kullanırdık. Ürkütücü olsa da, çocukken bu hoşumuza giderdi. Evlerin duvarlarındaki kurşun izleri hala dururdu. Bunları hiç unutamam. En güzel yaz tatillerimin geçtiği Kıbrıs, sıcak iklimi, güvenilirliği ve medeni yaşam yerleri ile benim için her zaman özeldir.



- İstanbul'dan sonra da Bilkent Üniversitesi'nde okumak için Ankara'ya geldiniz... Başkent'teki yaşantınızdan konuşalım dilerseniz...

Ben pek çok İstanbullu'nun aksine Ankara'yı her zaman çok sevdim ve hiç sıkılmadım. Üniversite konusunda ilk tercihim İstanbul olsa da, 1999 yılında Bilkent, o zamanların az sayıdaki özel üniversitelerinden biri olduğu için tercihlerim arasındaydı. Ankara'da okumak kısmet oldu. 4 güzel yılım Ankara'da geçti. Çok güzel dostluklar kurdum. Ankara'yı hala da çok severim.

- Ankara'yı özlüyor musunuz? Başkent'e dair en güzel anılarınızda hangi mekanlar, semtler var?

Benim Ankara'da yaşadığım 1999-2003 yılları arasındaki Ankara'yı özlüyorum. Aradan 11 yıl geçti ve şu anda Ankara'ya geldiğimde artık bambaşka bir şehir görüyorum. Benim keyif aldığım yerlerin pek çoğu kapandı veya yerini yenileri aldı. En güzel anılarım Bilkent'te geçti. Onun dışında Gaziosmanpaşa, Arjantin Caddesi ve Gölbaşı favorimdi.



- Her fırsatta Ankara'da çok güzel dostluklar kurduğunuzu söylüyorsunuz. Hala eski arkdaşlarınızla görüşüyor musunuz? Ankara'ya yolunuz düşüyor mu?

Eski arkadaşlarımın neredeyse hepsiyle hala görüşüyorum. Ankaralıların özü sözü bir ve samimi insanlar olduğunu düşünüyorum. Ankara'ya yolum, kayınpederimin siyasi hayatı dolayısıyla düşüyor. En son Angora'da bir ev aldık ve Ankara'ya geldiğimiz zamanlarda orada kalıyoruz.

"LONDRA'DA PIRLANTA EĞİTİMİ ALDIM"

- MBA için bir süre Milano'da yaşadığınızı biliyoruz... Genç biri olarak o dönemde yurt dışında okumak nasıl bir deneyimdi?

Milano çok güzel bir şehir ve orayı seçtiğim için her zaman memnuniyet duydum. Yurt dışında okumak, aileden ayrı olarak bir hayat kurmak ve kendi ayaklarının üzerinde durmak çok önemli bir deneyim. İtalyanca öğrenmek de çok istediğim bir şeydi ve böylece hem eğitimimi sürdürmeye hem de lisan öğrenmeye fırsatım oldu.

- Altınbaş Holding bünyesinde mücevher alanında çalışmaya nasıl karar verdiniz? İlk iş tecrübeniz nasıldı?

MBA'i bitirip Türkiye'ye döndükten sonra aile şirketimiz olan Altınbaş Mücevherat'ta çalışmaya başladım. Çocukluğumdan beri her yaz 1 ay mutlaka çalışırdım. Dolayısıyla benim için çok yabancı bir ortam değildi. Altınbaş Mücevherat'a pırlanta, safir, zümrüt gibi değerli taşları temin eden Alstone Firması'nda bir yıl çalıştıktan sonra, 3 ay da Londra'da bir pırlanta derecelendirme kurumu olan GIA'de eğitim aldım.



- Pırlanta alanında uzmanlaşmayı neden tercih ettiniz?

Pırlanta pahalı ama basit bir değerli taş gibi görünse de aslında önemli niteliklere sahip, çok özel bir madenden üretilen bir taş. İlgilendikçe ilgim arttı ve bu işi profesyonel anlamda yapabilmek için eğitim almak istedim. Londra GIA'de 3 ay benim için çok faydalı oldu. Pırlantanın A'dan Z'ye her özelliğini ve nasıl derecelendirileceğini öğrendikten sonra işimi daha iyi yapabildim.

"KİŞİSEL GELİŞİME ÖNEM VERİYORUM"

- Lisans, yüksek lisans ve katıldığınız özel programlardan sonra tam iş hayatında olmak istediğiniz bir noktaya geldiğinizde yolunuz Emir Sarıgül ile kesişti... Emir Bey ile tanıştığınız günleri ve evlilik öncesindeki süreci bizimle paylaşır mısınız?

2 yıl çalıştıktan sonra ve kariyerimde bir yükselme olacağı sırada Emir'le tanıştım. Çok yoğun bir şekilde çalıştığım ve iş seyahatlerimin olduğu bir dönemdi. Tanıştıktan sonra fırsat bulup görüşmemiz 2 ay aldı. Görüşmeye başladıktan kısa bir süre sonra da evlilik kararı aldık. Emir, çok tez canlı ve sabırsız bir insandır. Evlilik konusunda da biraz aceleci davrandı. İkimiz de aradığımız kişinin birbirimiz olduğundan emin olunca, fazla uzatmadan evlendik. Çok heyecanlı ve hareketli günlerdi.

- Evlilik ile kariyerinize kısa bir ara verseniz de halen devam eden bir doktoranız var. Aynı zamanda da Mehmet Altınbaş Vakfı Kemerburgaz Üniversitesi'nde Öğretim Görevlisi olarak çalışıyorsunuz... Fatoş Sarıgül, eğitimin ömür boyu devam ettiğini düşünenlerden mi?

İş hayatına ara versem de ben boş durabilenlerden değilim. 2009'da başladığım doktoramı bu ara bitirmek üzereyim. Kişisel gelişime inanan ve önem veren birisiyim.

- Şu anda aktif olarak çalışma hayatında yer alıyor musunuz?
 
Şu anda şirketlerimizin yönetim kurullarında görev alıyorum. Düzenli toplantılara katılıyorum. Bundan sonra eğitim sektöründe olmaya niyetliyim, fakat Altınbaş Holding'in faaliyet gösterdiği tüm sektörlerle ilgileniyorum.

"ANNELİK İLE HAYATIMDAKİ RİSKLERİ AZALTTIM"

İlişkinizde Emir Bey'i nasıl anlatırsınız?
 
Eşim çok romantiktir. Her an sürprizler yapar. Evimizden çiçekler hiç eksik olmaz.

- Eşiniz, babası Mustafa Sarıgül gibi, ilerleyen yıllarda aktif olarak siyasette yer almak isterse ne dersiniz?

Olumlu bakarım. Türkiye'de modern, laik ve Batı'ya dönük hayatın devamı için herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor.

- Ayşenaz ve Azra adında iki kızınız var. Annelik üzerine neler söyleyebilirsiniz?

Anne olduğumda 28 yaşındaydım. İkinci kızım Azra'yı 30 yaşımda kucağıma aldım. Annelik tarif edilemeyecek kadar büyük mutluluk veren ve aynı zamanda yorucu bir iş. Dilerim ki Allah herkese anne olmayı nasip eder. Anne olduktan sonra hayatım çok değişti. Artık çok önemli sorumluluklarım vardı. Bunun bilinciyle hayatımdaki riskleri azalttım. Çocuklarımız olduktan sonra eşim de ben de daha özenli yaşamaya başladık.

- Eşinizin yoğun bir iş temposu olduğunu tahmin ediyorum. Çekirdek aile olarak bir gününüz nasıl geçiyor? Birbirinize yeteri kadar vakit ayırabiliyor musunuz?

Ne kadar yoğun olursak olalım birbirimize mutlaka zaman ayırırız. Her ay birkaç günü yurt dışında başbaşa geçiririz. Uzun sohbetlerimiz olur. Her şeyimizi birbirimizle paylaşır, birbirimizden akıl alırız.

- Birlikte yapmaktan en keyif aldığınız şeyler nelerdir?

Paris, birlikte gitmekten ve vakit geçirmekten en çok keyif aldığımız yer. Yazın ise Sardunya favorimiz.

- Bu yıl ki yaz tatiliniz nasıl geçti?

Temmuz ayını Los Angeles'ta geçirdik ve Ağutos'ta Bodrum'daydık. Bu yaz keyifli fakat bir o kadar da hızlı geçti.

"SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİNE HER ZAMAN İLGİ DUYDUM"

- Yer aldığınız sosyal sorumluluk projeleri ile sıkça adınızı duyuyoruz. Bugüne kadar içinde bulunduğunuz ve hala aktif olarak rol aldığınız sosyal sorumluluk çalışmalarını anlatır mısınız?

Üniversite yıllarımdan beri sosyal sorumluluk projelerine her zaman ilgi duyar, katılım gösterirdim. Evlendikten sonra, yardım yapma imkanlarım arttı. Ben de önüme çıkan her fırsatta, gelen her teklifte fayda sağlamaya çalıştım. 2 yıl önce, engelliler için bir rehabilitasyon merkezi kurma fikri ortaya atıldığında neden olmasın dedim ve bu projeyi gerçekleştirmek amacıyla Hayat Paylaşım ve Dayanışma Derneği'ni kurmak için ön ayak oldum. Çok değerli arkadaşlarımın katılımlarıyla, bağış toplamak için pekçok aktivite gerçekleştirdik. Şu anda ciddi bir rakama ulaştık. Bu yıl içinde rehabilitasyon merkezinin inşaatına başlamayı planlıyoruz.

- Dilerseniz biraz da modadan konuşalım... Güncel trendleri yakından takip ettiğinizi biliyoruz. Hangi kanallarla modayı takip ediyor ve genelde nereden alışveriş yapıyorsunuz?

Modayı fashion show'lardan ve internetten takip ediyorum. Her trendi değil ama beğendiğim ve kendime yakıştırdığım trendlere uymayı seviyorum. Genelde Paris'ten alışveriş yapıyorum fakat artık İstanbul moda için önemli bir merkez haline geldi ve bu şehirde yaşadığım için bundan mutluluk duyuyorum.

"YAKIN DOSTUM ELIE SAAB'IN DEFİLELERİNE KATILIYORUM"

- Dünyadaki moda haftalarını takip ediyor musunuz? Gidip yerinde izlediğiniz ve etkilendiğiniz defileler oldu mu?

Moda haftalarını takip etmiyorum. Bu sektörden olmadığım için çok yorucu geliyor ve vaktim olmuyor. Yakın dostumuz olmasından dolayı sadece Elie Saab defilelerine katılıyorum ve hepsinden çok etkileniyorum. Elie Saab haute couture'de bir numara olarak her defilesinde kendisiyle yarışıyor.

- Stil anlamında bir danışmanınız var mı yoksa seçimlerinizi kendiniz mi yapıyorsunuz?

Hayır, bir stil danışmanım yok. Kıyafet seçimlerimi her zaman kendim yapıyorum.

- Yeni sezon için gardırobunuza eklediğiniz parçalar nelerdir?

Püsküllü çantalardan ve asker postallarından edindim. Keyifle kullanacağım.

- Favori modacılarınız kimler?
 
Elie Saab ve Atıl Kutoğlu.

- Mücevher ve pırlanta kullanmayı sever misiniz?  

Mücevher kullanmayı çok seviyorum. Özellikle küpe favori parçam.

- İşin uzmanı olarak pırlanta takmayı seven kadınlara ne önerirsiniz?

Zamansız parçalar olarak nitelendirilen tek taş küpe, suyolu bilezik ve tek taş kolye alabilirler.


BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Davetler Plajda coştular 14 Ağustos 2017 Pazartesi Devamını Oku
Davetler Marinada şık tanıtım 12 Ağustos 2017 Cumartesi Devamını Oku