HT KULÜP

'Yalanı ve nankörlüğü affetmem'

İki çocuk annesi işkadını İpek Varol, Bebek'te açtığı 'Marka Boutique' mağazasıyla iş hayatına geri döndü. Varol, iş, özel ve sosyal hayatını HT Kulüp Yazı İşleri Müdürümüz Reşit Özet'e anlattı.

Röportaj: Reşit ÖZET

Fotoğraflar: Atakan MAKAR

İpek Varol'u tanıyabilir miyiz?

İstanbul doğumluyum. İlk orta ve lise eğitimimi Işık Lisesi'nde tamamladım. Radyo TV eğitimi almak için Londra'ya gittim. 3.5 senenin ardından İstanbul'a geri döndüm. Sırasıyla Türkiye'nin önde gelen reklam ajanslarında önce müşteri temsilcisi olarak başlayıp kademe kademe yükselip müşteri supervizorlüğüne yükseldim. Son derece iyi yürüttüğümü düşündüğüm iş hayatına beş senenin sonunda ara verip evlendim.

Marka Boutique nasıl doğdu?

Marka Boutique, ikinci el ve vintage üzerine olan bir butik. Yapımcı ve televizyoncu olan ortağımla birlikte yapımcılığını bizim yapacağımız bir televizyon programı yapmayı düşündük. İşin farklı bir tarafa gittiğini görünce, işe sanat yönetmenliği ve stayling bölümünden yaklaşma düşüncesi ortaya çıktı. Sonra kıyafete girdik. Birçok arkadaşımız moda olan bir şeyi aldığını ve bir süre sonra giymediklerini ve değerlendiremediklerini söylediler. Biraz arkadaşlarımız elbiselerini verdi, biraz da biz bulduk. Burada ikinci ell ve vintage ürünleri çok daha uygun fiyata ve yeni hatta birçoğu etiketli olan ürünlerimizi değerlendirdik. Bu şekilde imkanı olupta zaman olmadığından ve ya kararsızlıktan alamayıpta pişman olan insanlara fırsat doğurduk. Çok daha uygun fiyatlarla hatta sıfır diyebileceğimiz kalitede ürünleri sunuyoruz. Bizim için çok yeni bir kapı oldu bu. İnsanlara ikinci eli giydirmek kolay olur mu? Çünkü bazı insanlar eski bir şeyi neden giyeyim düşüncesindeler. Dünyada o kadar trend birşey ki bu denemek gerektiğini düşündük. Şu an çok yeni olmamıza rağmen birçok insandan çok güzel tepkiler aldık.


Butiğinizi diğer mağazalardan ayıran özellikler neler?

Biz sadece marka için yola çıktık. Tamamen marka... Bahsettiğim markalar günümüzde çok önde olan, haute couture çalışan Gucci, Lanvin, Stella Mccartney, Fendi, gece tuvaletlerinde Zuhair Murad, Oscar de la Rentaler gibi dünyaca ünlü markalar... Bu markaların alımı da kolay olmadığı için hepsini aynı çatı altında toplayabilen çok fazla mağaza olduğunu düşünmüyorum. Bizi de diğer ikinci el butiklerden ayıran bir özellik olduğunu düşünüyorum. Bir gizlilik sloganımız var bizim. Bebek'te yaşanan Bebek'te kalır. Gizlilik politikamız çok önemli. Tabii ki ismini verdiğim arkadaşlarım oldu belli bir sosyal sorumluluk projesine destek verecekleri için... Arzu edenin tabiki ismini veririz ama buradan bir kıyafet alanın da vereninde ismi hiçbir şekilde deşifre edilmeyecektir.


İş hayatınızdaki hedefleriniz neler?

Ben reklamcıyım bir reklamcı gözüyle bakınca daha farklı oluyor ve ortağınız yapımcıysa çok daha titiz ve detaylı bir çalışılıyor. Biz televizyon dizilerine sanat yönetmenliği ve stiling yapmayı düşünüyoruz. Günümüzde bütçeleri çok yüksek prodüksiyonlu diziler var. Sanatçılarımıza bizde marka giydirelim ve dünya standartlarında eşitlensin diye düşünüyoruz.

 

Butik çatısı altında da sosyal sorumluluk projelerinde yer alacak mısınız?


Butiğimizde benim de kıyafetlerim var, çok yakın arkadaşlarımızın da desteği var. Çok teşekkür ediyoruz. Tabiiki onlar da bu desteklerini iyi bir şeyle sonuçlandırmak istediler. Önümüzdeki günlerde çok yakın arkadaşım Fatoş Sarıgül'ün 'Hayat Paylaşım ve Dayanışma Derneği' derneği için bir organizasyon gerçekleştirilecek. Onlar sattıkları elbiselerinin gelirlerini derneğe bağışlayacaklar. İsteyen herkes derneğe bağışlayabilir. Kendileri alabilirler veya herhangi bir sosyal sorumluk projesine destek verebilirler. Bizim için hiçbir şey fark etmiyor. Zaten sonuçta her şeyimiz yasal. Biz sadece elden ele değerlensin yerini bulsun düşüncesiyle hareket ediyoruz.

 
Çocukken hayalini kurduğunuz bir meslek var mıydı?
 
Çocukken elimde şampuan şişeleri, kumandalarla şarkı söylemeyi dans etmeyi çok severdim. Okul gösterilerinin hepsinde yer almışlığım vardır. Fotoğraflara baktığımda beş gösteriyi aynı anda arka arkaya yapabildiğime hayret ediyorum. Konservatuarda okumak çok istedim. Karadenizli bir ailenin kızıyım. Babam maalesef ''Konservatuar varsa ben yokum'' dedi. Ben de öyle olunca en yakın bölüm olan Radyo Televizyon bölümünü seçtim.

Anne olduktan sonra hayatınızda neler değişti?

Anne olmak herkesin lügatında farklı olabilir ama dünyanın en müthiş duygusu. İki tane dünya tatlısı çocuğum var. Onlara sahip olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Onları iyi yetiştirmek, iyi birer birey yapabilmek için elimden geleni yapıyorum. Sevgiyle büyütüyorum. Merhamet duygusunu aşılıyorum. İnsanları sevmelerini saygı duymalarını aşılıyorum. Ben hep söylüyorum belki kendinizden sonra eşinizi seviyorsunuz ama eşinizi de belki karşılık bekleyerek seviyorsunuz. Annenizi, babanızı, kardeşinizi, arkadaşınızı... Ama çocuğunuzu karşılık beklemeden sonsuz bir sevgiyle seviyorsunuz o yüzden dünyanın en müthiş duygusu karşılıksız verilebilecek en büyük sevgi.


İşten arda kalan zamanınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

İşten arda kalan zamanlarımızı sosyalleşerek geçiriyoruz. Çok güzel çekirdek bir gurubumuz var. Birlikte seyahat etmeyi, yeni yerler keşfetmeyi, farklı kültürler öğrenmeyi seviyoruz. Eşimle birlikte ve çocuklarla seyahat etmeyi çok seviyorum. Yazları Bodrumdayız zaten. Onun dışında kışın kayak tatilini çıkıyoruz. İki günlük kaçamaklarımız oluyor. Eşli seyahatlar bunlar. Arkadaşlarımızla keyifli yemeklerimiz, uzun masa muhabbetlerimiz oluyor.

Peki sizin hayatta olmazsa olmazlarınız var mıdır? Neyi affetmezsiniz?

Yalanı ve nankörlüğü affetmem.
 

Sizce moda nedir? Kendi stilinizi nasıl tanımlarsınız?

Modayı kendime yakışan olarak tanımlayabilirim. İlla moda diye bir şeyi almıyorum. Biraz daha klasik tarzı seviyorum. Ama kendime yakışan moda olan bir parçayı alırım. Arkadaşlarımızın arasında ben biraz daha klasikçiyim. Özellikle desen sevmiyorum. Daha düz bir çizgim var. Siyah rengi seven bir kadınım aslında. Siyahın kadını asil yaptığını düşünüyorum hatta beyaz rengin de öyle. Zaten Beşiktaşlıyım. Belki de onun da etkisi var.

 
İstanbul'un hangi semtlerini beğeniyorsunuz? Neler sizi dinlendirir?

En çok Bebek... Bu iş yoğunluğunda Bebek'te yürüdüğümüz zaman çok dinleniyoruz. Uzun yürüyüşleri ya eşli yapıyoruz ya kız kıza yapıyoruz. Sessiz bir sabahta arkadaşlarımızla sahilde bir yerde sohbet etmek hoşumuza gidiyor. Ben kitap okumayı çok seviyorum. Kitap okurken dinleniyorum. Kitap okumanın da saati çocuklar yattıktan sonra akşam saatleri olabiliyor maalesef. Onun dışında İstanbul'da Boğaz'ı hiçbir şeye değişmiyorum.

Ortağınız Funda Hanım'la günlük iş rutininiz nasıl?

Ortağım Funda Usta ile birlikte sabah 10.00-10.30 sularında Bebek'teki dükkanımıza geliyoruz. O gün içindeki programımıza bakıyoruz. Genelde randevulu çalışmayı tercih ediyoruz. Gece tuvaletlerimiz ve kokteyl tuvaletlerimiz özellikle kiralanma üzerine olduğu için insanlara randevu verip belirlenen saatlerde denemelerini ve kendi gözümüzle değerlendirmeyi tercih ediyoruz. Günlük akışımıza bakıp dışarıda işimiz varsa onları hallediyoruz. Küçük öğle yemeği molaları veriyoruz. Şimdi dışarıda projelerimiz olduğu için özellikle televizyon düşündüğümüz için onlarla ilgili koşturmalarımız var. O da sürpriz olsun.

 
Böyle bir hizmeti ilk defa veriyorsunuz. Yakın çevrenizden nasıl tepkiler aldınız?

Yakın çevremiz çok destek oldu. Aslında onların çevresinde de bir ilkti. Kendi adımıza çok araştırma yaptık. Kullanmadığımız kıyafetlerimizi ne yapalım diye çok düşündük. Hem dolapları boşalmış oldu hem de kendi adlarına hayırlı işlere vesile oluyorlar. Onlar olmasaydı belki de biz de cesaretlenip açamazdık. Olumlu tepkiler alıyoruz ve duyan geliyor. Hatta kapıdan çıkmak üzereyken birinin tavsiyesiyle birileri geliyor. Marka Boutique inşallah markalaşır ve birinci butiğimiz değil, bininci butiğimiz olur.

 

 

 

 

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR