HT KULÜP

“Doktor olmak isterdim”

Cemiyet hayatının önde gelen isimlerinden Feryal Gülman, evinin kapılarını Ht Kulüp'e açtı.

Belkide davetlerin en gözde ismidir Feryal Gülman! Katıldığı her davette kendine özgü giyim stiliyle ön plana çıkan ve de herkese örnek olan Feryal Gülman, örnek yaşantısı ve iş hayatındaki kariyeriyle de öne çıkıyor. Gülman Grup Yönetim Kurulu Başkanı olan Feryal Gülman, bilinmeyenlerini HT Kulüp Yazı İşleri Müdürümüz Reşit Özet'e anlattı.

Röportaj :Reşit ÖZET 

Fotoğraflar: Gürkan KURT

Nasıl bir yaz geçirdiniz? Sanırm geçtiğimiz hafta Göcek'teydiniz... Biraz bahseder misiniz?

Tahmin edildiği gibi çok sıcak bir yaz. Biz her sene olduğu gibi tatile Hillside Fethiye'de başladık. Çocukların en sevdiği tatil rotası orası. Gerçi artık benim oğlum büyüdü ama grup halinde oldukları için orada çok eğleniyorlar. Daha sonra Bodrum ve Çesme tatili yaptık. Her ikiside ayrı ayrı çok güzeldi. Bodrum bu sene Yalıkavak Marina'yla bambaşka bir güzellik kazanmış  ve gelecek yıl eminim en güzel tekneleri orada göreceğiz. Ama ben tekneyle Göcek koylarınıda çok seviyorum. Türkiyenin güney ve Ege sahilleri bence doyumsuz.

Bayram tatil rotanız nedir?

Bayramda Güney Fransa ve Ibiza programı yaptık. Tatillerimizde oğlumuzunda bizimle olmasını istediğimiz için. Onun isteklerini de göz önünde bulunduruyor, hep birlikte program yapıyoruz. Biz çok uzun yıllar yaz tatillerimizin tamamını yurt dışında geçirirdik. Ama şimdi bizim sahillerimiz o kadar güzel ki... Daha kısa yurt dışı programları yapıyoruz

Geçtiğimiz günlerde yakın dostunuz Türkan Hanım üzücü bir olay yaşadı ve siz de yakından ilgilendiniz. Türkan Hanım nasıl bir pisikoloji içindeydi?

Türkan Hanım çok sevdiğim değer verdigim bir insan fakat yaşadığı bu üzücü olaydan sonra gösterdiği güçlü yaklaşım beni çok etkiledi. Denizde bir boğulma tehlikesi atlattı. İnsanlar trafik kazası geçirince bile arabanın koltuğuna tekrar zor oturuyorlar. Türkan Hanım hastaneden çıktıktan hemen sonra tekrar denize girerek bu talihsiz olayın kendisinde fobi olarak kalmasını önledi bence. Nazar değmesin diyorum. Kendisini çok iyi gördum.

Eğitiminiz ve kariyerinizi bugünkü çalışma hayatınıza uyguluyor musunuz? Yoksa farklı idealleriniz oldu mu?

Her başarılı idealist genç gibi. Doktor olmak düşüncem vardı. Üniversite son sınıfta mimarlık öğrencilerinin T cetveliyle dolaşmaları İstanbul Teknik Üniversitesi'nde okumak fikri beni bugünkü mesleğime yönlendirdi. Mesleğe ilk adım attığım yıllarda Prof. Sedad Hakkı Eldem'le çalışma şansım oldu. Daha sonrada emlak pazarlamasına daha fazla yöneldim ve bu konuda mimarlık eğitiminden sonra tekrar eğitim aldım. Alarko Holding'teki ilk yıllarımdan sonra TOKİ'den Daire Başkanlığı teklifi alarak Ankaraya gittim. Daha sonrada evlilik nedeniyle istifa edip İstanbul'a geri döndüm ve aile işimizde çalışmaya başladım. Oğlumun doğumuna kadar çok yoğun şekilde devam ettiğim çalışma düzenim halen Gülman Grup Yönetim Kurulu'nda devam ediyor ve inşaat grubu benim kendi mesleğim olduğu içinde öncelikli ilgi alanım. Ancak geriye dönüp baktığım zaman hukuk okumak isterdim diye düşünüyorum. Lisede öğretmenlerimde beni hep iyi bir hukukçu olarak düşünürler ve konuda yönlendirirlerdi. Haklılarmış da!  Bizim dönemimizde kendimizi bu kadar doğru tanıyıp doğru mesleğe yönlenme şansı yoktu ne yazık ki Universite seçme sisteminde.

Günlük rutininizi anlatır mısınız?

 Aslında eşimde bende oğlumda biz ailecek hiper aktifiz sanıyorum. Bunun aşırı olduğunu bilerek söylüyorum. Hiç boş duramadığım gibi etrafimdaki kişilerinde boş durmasından hoşlanmam. Günluk ev düzeni, iş rutini sosyal aktiviteler ailevi sorumluluklarım dışında vakit bulunca arkadaşlarımla birlikte olmaktanda çok keyif alırım. Ayrıca seyahat  programları, organizasyonlar tamamen bana aittir. Tek bir uçak biletimizi otel rezervasyonumuzu bile ofisteki asistanımız yapmamıştır.  (İş gezileri dışında) Bu belkide işi iyi deleğe edememek anlamı taşısa da ,bende kendim yapmazsam bir şeyler ters gidecekmiş gibi bir inanış var nedense. Her işin en ufak detayına kadar uğraşmayı seviyorum.

Düzgün fiziğinizle ve fit görünümünüzle dikkat çekiyorsunuz. Formunuzu nasıl koruyorsunuz?

15 yıldır spor hocam Ayten Altun'la evde spor yapıyoruz.  Evde minik bir spor salonumuz var  aslında spor yapmaktan hiç hoşlanmıyorum ama diş fırçalamak gibi bedenimiz için gerekliliğine inanıyorum. Spor merkezine gidecek olsam boşvereceğimi bildiğimden bu işi canıgönülden yapan doğru bir insanla bu kadar yıldır çalışmaktan çok memnunum. Eşim de her gün 1 saat evde çalışır.
Her ikimizde yediklerimize dikkat ettigimiz için evde daha çok sağlıklı diyet menüler pişer.     Seyahatlerde biraz kaçırsak da döner dönmez aldığımız kiloyu hemen verecek şekilde bir programa giriyoruz. Ben gittiğimiz davet ve yemeklerde yediklerime her zaman dikkat ederim. Ama sağlıklı ve formda kalmak için spor ve güzel bir diyet programının yeterli olduğunu düşünüyorum. Zayıflama ilaçlarına ve çeşitli zayıflama aletlerine hiçbir zaman inanmadım ve kullanmadım. Hepsinin geçici olduğunu düsünüyorum. Zayıf kalabilmek için sürekli bir diyet programı ve spor şart.

 

Davetlerde şıklığınızla ön plana çıkan bir isimsiniz. Kendi giyim tarzınızı nasıl tanımlarsınız?

Ben giyim stilimi klasik buluyorum. Moda beni tabiiki etkiliyor ama moda olanın içinde kendi çizgime uygun olan parçaları seçerim. Seneler içinde de  artık oturmuş bir çizgim olduğunu düşünüyorum. Bazen risk severim, elbette risk almak cesaret istiyor ama insanın belirli bir tarzı varsa alacağı risklerde eğlenceli ve hoş oluyor. Kendim için giyinirim ve zevk alırım.

Herkes sizin giyim tarzınızı çok beğeniyor ve örnek alıyor. Siz kendinize kimleri örnek alıyorsunuz?

Giyimini çok beğendiğim kişiler var. Ama örnek aldığım kimse hiç olmadı. Mesela Kate Moss'a bayılırım. Her şey onun üzerinde harika görünür. Ama ne yaşam şeklimiz ne de bulunduğumuz ortam onu örnek alarak giyinmeme imkan vermez. Anna Della Russo'nun çılgınlıklarına bayılıyorum.  Onada her şey çok yakışıyor  ama kendimi onun kıyafetlerı ve şapkalarıyla gezerken düşünemiyorum elbette.


Türkiye'de ve dünyada en beğendiğiniz tasarımcılar kimler?

Türkiye'de moda haftasında izlediğim tüm tasarımcıları çok yaratıcı buluyorum. Yabancı tasarımcılarda ise klasikleşmiş isimler Karl Lagerfield, Alber Elbaz, Marc Jacobs , Azzedine Alaia, Tom Ford  gibi isimler dışında Ungarodan ayrılıp kendi ismini yarattığı günden beri Gianbatista Valli, Jason Wu,  Naem Khann, Stella McCartney, Erdem beğendiğim isimlerden bazıları...

 
Hayatta neleri affetmezsiniz? Olmazsa olmazlarınız var mıdır?

Hayatta affetmek büyük bir yükten kurtulmaktır bana göre. Çünkü affetmediğiniz müddetçe o yükün ağırlığı ve o kızgınlık kin veya nefreti içinizde taşıyorsunuz. Affedip kurtulmak en güzel şey ,büyük bir rahatlık. Kötü niyet, iftira, sırf zarar vermek için kıskançlıkla yapılan davranış yok mu diyeceksiniz. Elbette var... Ama onunda en güzeli Tanrı'ya havale etmek. Eminim Tanrıen doğru olanı bilir. Olmazsa olmazlarımın başında ailem gelir sanırım herkes gibi. Sonrasında da dostlarım ve onun dışındaysa ne yazık ki vazgeçemediğim bir türlü boşver diyemedigim organizasyon, program hastalığım var. Hayatta hiçbir yere geç kalmam tam dakikasında söz verdiğim yerde olurum. Ne yazık ki yorucu ama beni ben yapan özellikler bunlar.
Olmazsa olmazlarımdan biri de sevgili İstanbul'um. Bu şehirde yaşamayı çok seviyorum.

Anne olduktan sonra hayatınızda neler değişti?

Anne olduktan sonra herkes gibi benimde  hayatım değişti. Öncelikle hayatta hiç bilmediğiniz daha önce hiç tatmadığınız bir sevgiyi yaşıyorsunuz. Tarifi imkansız bir duygu bu. Ama sorumluluklar da bir o kadar artıyor. Artık yalnızca kendiniz için değil bir başka varlık içinde kendinizi düşünmeye başlıyorsunuz.

Oğlunuz Aslan Kemal ile nasıl bir ilişkiniz var?

Oğlum ergenlik çağında  16 yaşını doldurdu ve 17 yaşına girdi bu yıl. Dolayısıyla sanırım en zor yılları yasıyoruz. Olabildiğince anne olduğumu unutturmadan arkadaşça yaklaşmaya ve onunla her şeyi konuşup paylaşmaya çalışıyorum. Eskiden çok daha katı olduğum halde şimdi daha yumuşak ve anlayışyı olmaya çalışıyorum. Büyümeye ve  ergen olarak kendini ispatlamaya çalıştığını görüyorum. Artık üniversite için 2 yılı var ve çok çalışması gerekiyor. Hayat fırsatları insanlara tepside sunmuyor. Ayakları üzerinde durabilmesini sağlayabilmek ise bir anne baba olarak bizim ona doğru yolu göstermemizle olabilir diye düşünüyorum. Ama her şeyden önemlisi  ise gerçekten  mutlu insanlarlar olmaları.

Eşiniz Kemal Bey'le nasıl tanıştınız?

Biz eşimle iş nedeniyle tanıştık ama evlenene kadar hiç bir zaman birlikte çalışmadık. Bana iş için aynı dönemde pek çok teklif geliyordu ama ben kariyerim için Ankara'ya gitmeyi ve TOKİ'de çalışmayı daha doğru bulmuştum. En genç daire baskanlarından biriydim sanırım. Ama bu vasıtayla tanışmış olduk. Önce arkadaştık ve sonra Ankara İstanbul hattında bu arkadaşlık daha ciddi boyutlara gitmeye başlayınca eşimden evlenme teklifi aldım. Çok kısa süre içinde evlendik. Ve  21 yıldır evliyiz.

Boş zamanlarınızı nasıl değerlendirirsiniz?

Biz ailece seyahat etmekten çok zevk alıyoruz. En kısa tatilleri dahi kültür turuna çevirebiliyoruz.  Yeni ülkeler lezzetler tanımayı keşfetmeyi seviyoruz. Bu seyahat organizasyonlarını yapmak benim en büyük hobilerimden biri. En küçük detaya kadar düşünüyorum. Ve yaptığım organizasyonu unutulmaz kılmaya çalışıyorum. Ayrıca yeniliklere çok meraklı olduğum için bu seyahatlerde yeni keşifler yapabileceksem ve bir öğretisi olacaksa aldığim zevk katlanıyor. Gerçek bir kitap kurdu olduğumu söyleyebilirim. Bu konuda anneme bana bu zevki aşıladığı için çok minnettarım. Çocukluk yıllarımda ödev gibi yapardım ama sonra büyük keyif oldu benim için. Aynı şekilde film seyretmekten de çok zevk alıyorum. Bu hobimizi eşimle paylaşıyoruz. Evde olduğumuz hafta sonları film stoku yapıyor ya da sinemaya gidiyoruz.

Sanatla aranız nasıl? Sanatın dışındaki hobilerinizi anlatır mısınız?

Üniversitede 4 yıl Avrupa ve İslam sanatı okudum. Sanat bizim için sadece tarihini okumakla sınırlı kalmaz aynı zamanda çizimle de pekiştirdi. Belirli konularda tabii ama benim için en zevkli dersti.
Evlendiğim zaman eşimin antikaya olan merakınıda görunce sanat tarihi bilgimi geliştirmek istedim.  Önce Türk İslam sanatı ağırlıklı olmak üzere dersler aldım. Daha sonra Avrupa ve Türk eserleri karışımından oluşan 2 yıllık sertfika programına katıldım. Üniversite de klasik ve modern sanatı tanımış ama çağdaş sanatla çok iç içe olmamıştık. Zaten son senelerde öne çıkan bu kavram beni bu konuda da bir eğitime yönlendirdi ve sevgili arkadaşım Banu Çarmıklı'nın girişimiyle onun galerisinde 1 yıl Sayın Yalçın Sadak'tan eğitim aldık.Her gün bu konuda yepyeni gelişmeler de değişimler oluyor. Yenilikleri takip etmeyi ama yaşanmışlığı olan eski parçalarla yaşamayı seviyorum evimde. Her şeyin bir yaşı olduğunu ve her yaşında insana yeni farklı dinginlikler ve hobiler getireceğine inanıyorum. Şu an 40'lı yaşlarımda hala öğrenme merakım ve arzum devam ediyor. İlerki yıllarda da bu istek ve enerjim bitmesin isterim. Bu konuda benim için en büyük örnek eşimdir. Enerjisi, merakı ve disiplinli ama aynı zamanda muzip yapısıyla bana yorulsam veya vazgeçsem bile hep zinde ve güçlü olmayi öğretti. Bende onun gibi olmaya çabalıyorum.