HT KULÜP

'Lokum' gibi bir hayat hikayesi

İş dünyasının, sosyetenin ve yurtdışından birçok önemli isimlerin kişisel matbu işlerinin yanı sıra Türk lokumunu ve kolonyayı dünyaya tanıtan kadın olarak ön plana çıkan Zeynep Keyman htkulup.com'a konuştu.


 
İşadamı Mehmet Garan'dan boşandıktan sonra ortalarda pek görünmeyen kendisini işine ve yaratıcılığa adayan başarılı girişimci Zeynep Keyman 'Lokum İstanbul' markası adı altında birçok işe imza atıyor. Tek amacı kendi kültürünü dünyaya pazarlamak olan Keyman, boşandıktan sonra ilk defa özel hayatı ve iş hayatıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Röportaj: Aybala Çalışkan
Fotoğraf: Kahraman Doğan

 

- ‘Lokum İstanbul’ markasını yaratma fikri nasıl doğdu?

Marka ismimi aldığımda ne yapacağımı bilmiyordum. Ama Türkiye ile ilgili bir şey yapacağım kesindi. Bende ilk iş olarak bu ismi almam gerektiğini düşündüm. Ülkemize özgü unutulmaya yüz tutmuş ve bir kenara itilmiş lokum ve kolonya gibi değerlerimizi günümüze uyarlayıp insanlara yeniden hatırlatmak istedim.

- Lokum İstanbul bünyesine hangi ürünleri kattınız?

Bundan dört sene önce Türkiye’ de kişiye özel matbu olmadığını farkına vardım. Halbuki yurtdışında neredeyse her çevreye ait kişisel matbu markası ve dükkan var. Mağazaya girip istediğiniz yazı karakterini seçiyorsunuz. Baskı tekniğini yazı rengini seçip ısmarlıyorsunuz. Bende Türkiye'de aynısı yaptım. Ülkemizde daha önce böyle bir uygulama olmadığı için 1 senem bunu anlatmakla geçti. Lokumların ise hak ettiği yerde olmadığını gördüm. Kültürümüzün bir parçası olsa da ucuz kutularda sergileniyordu. Lokumları farklı aromalarla zenginleştirdik. Kolonya konusunda da çok zayıf olduğumuzu düşündüm limon ve lavantadan başka kolonya çeşitimiz olmadığını farkına vardıktan sonra gül, ıhlamur, mimoza, mandalina, çay, incir ve lime kolonyalarını bünyemize kattık. Patentini aldığım diğer bir ürün de 'Toile de Jouy' deseninde üretilen kumaş ve duvar kağıtı. Avusturya'da dünya devlerinin basıldığı bir fabrikada basılıyor.

- Lokum, kolonya, kişiye özel matbu, kumaş derken birçok alana yayılmışsınız. Bu ürün yelpazenize yenileri de eklenecek mi?

Taze ve doğal ürünlerle Changa Restoran bana özel çikolata koleksiyonu hazırlıyor. Uzun süre saklamadan hemen tüketmek koşuluyla satacağız. Kiloyla satmak yerine şık kutularda tek tek müşterilerimize sunacağız. Ayrıca insanların şimdiki hayat şartlarında evde reçel yapması çok zor. Malum meyveler de çok hormonlu. Eski kavanoz reçellerden maalesef artık kalmadı. Benim de zaman zaman ev reçeli sıkıntısı çektiğim oldu. Ne kadar stoklasanız da çok sevilen reçeller hemen tüketiliyor. Bu açığı kapatmak için de tamamen organik meyvelerle hazırladığımız ev reçellerini de tüketiciyle buluşturacağız.


- Lokum İstanbul olarak ''Türkiye'de bunu ilk biz yaptık'' dediğiniz ürünler var mı?

Elbette var olmaz mı? Tek tek elle poşetlere sarılan lokumlar, rengarenk farklı şekilde ve farklı aromlarda akide şekerleri, lokumun aromasıyla aynı renkte pudra şekeri. Mesela menekşeli lokumun pudra şekeri de menekşe renginde.

- Bize özgü değerlerimizi unutturmamak adına kültürümüze sahip çıkıyorsunuz. Bununla ilgili başka çalışmalarınız da olacak mı?

Ağustosta ‘Lokum İstanbul’ adında bir kitabım çıkıyor. Kitap hem türkçe hem de ingilizce olarak basılacak. Markamla da örtüşüyor ama benim markamın kitabı değil hizmet babında hazırlıyorum. Lokumu nasıl yapıldığını anlatıyor. İçindeki kitap ayracımız bile akide şekeri kokuyor. Lokumun tarihçesini anlatacak. Dünyada çikolatanın kitabı var lokumun neden olmasın? Genç nesil de lokumu tanıyacak. Bazı değerlerimiz çok itildi ve geçmişte kaldı. Bunları yeniden modernize ederek genç nesillere aktarmak istiyoruz.



- Ürünlerinizin nerede kullanıldğını görmek sizi çok gururlandırırdı?

Cumhurbaşkanlığı köşkünde Türk kahvesinin yanında özel el sarması lokumlarımızın servis edildiğini görmek ya da başbakanın uçağında 'Lokum' kolonyalarının sunulması benim en büyük hayalim.

- Kişiye özel matbu ve düğün davetiyeleri de tasarlıyorsunuz. Bizim tanıdığımız isimler de var mı müşterileriniz arasında?

Bin Ladin'in kız kardeşi, Turgut Yılmaz, Kuveyt Şeyhi Alsabah'ın karısı, Güler Sabancı, Ümit Boyner, Suzan Sabancı ve Sevil Sabancı.

- Lokum İstanbul markasını yaratırken çevrenizden ne gibi yorumlar aldınız?

Çevremden birçok olumsuz eleştiri aldım. ‘Çocukların var zaten sosyal hayatın kısıtlı, vaktin bölünecek’’ gibi eleştiriler… Bir o kadar da beni motive edici yorumlar aldım. Bir işe karar verdikten sonra çevreniz sizi çok etkileyemiyor. Ülkemizde, sizi az tanıyan insanlar bile hayatınız hakkında size fikir verebiliyor. Yurtdışında insanlar çok mesafeli. İyi ya da kötü olarak değerlendirmiyorum sadece bir bakış açısı bu.



-İş hayatında fazla mükemmeliyetçi olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Neredeyse her dakika işimin başındayım ama istediğim yere ulaşmadım daha. Hala lokum kutularımda bile bir kusur arıyorum. Mükemmelliyetçiyim ama bu şekilde var olduğumu hissediyorum, yorucu olsa da... Allah bizi o kadar mükemmel yaratmış ki, bize yapabileceğimizin en iyisini yapmalıyız. Ölene kadar bildiğimin en iyisini yapmak zorundayım. İş hayatında çok sabırsızım. O beni bazen yoruyor.

- Bütçesi kısıtlı ama girşimci kadınların başarılı olması için tavsiyeleriniz neler?

Ben bu işe küçük bir sermaye ile başladım. Küçük bütçelerle işe giriştim yaptıkça onun getirdiği kar ve başarıyla diğer işlere giriştim. Kadınlara tavsiyem çok çalışmak, cesur olmak ve başkalarının etkisi altında kalmamak.

'BOŞANDIKTAN SONRA MUTFAĞA GİRMEDİM'

- Lokuma yeni bir tat kazandırma fikri aklınıza geldiğine göre mutfakla aranız iyi olmalı?

Boşandıktan sonra mutfağa girmedim. Çok meraklıyım ancak çok zaman ayıramıyorum. İşim çok yoğun, genelde yorgun oluyorum çok basit yemekler yapıyorum. Ama arada mutlaka giriyorum mutfağa.

- Kolonyalarınızın esanslarını da yine kendiniz yaratıyorsunuz. Kokulara da meraklısınız sanırım...

Şu an yaptığım işin başı merak. Çocukluğumdan beri koku ilgi alanımdı. Bütün kokulara çikolatalara, parfümlere kremlere meraklıydım. Gözümü bunların içinde açtım. Şahane bir ev kadını annem var. Biz okuldan geldiğimizde ev mis gibi pasta kokardı. Her tarafta taze çiçekler olurdu. Annem kanalıyla böyle bir dünyaya girdim hiç fark etmeden. Yani her şeyin tazesi pişerdi. Kapıdan girerdim ev firezya kokardı.

-Size çocukluğunuzu hatırlatan koku hangisi peki?

Çiçek, pasta ve kek kokuları.

- İşadamı Mehmet Garan’dan geçtiğimiz sene boşandınız. Daha sonraki süreçte neler değişti hayatınızda?

22 senelik evlilikten sonra etkilenmemek mümkün değil. Ben hayatı çok seviyorum hayat her zaman düz gitmiyor. Dolayısıyla hayat devam ediyor. Hayattaki en büyük şey sağlık…İyi ki çocuklarım var, iyi ki işim var. İnsanın hayatta bir kere seveceğine inanmıyorum. Onun için hiçbir şey için pişman değilim. Yaşanmış her şey çok güzel ve çok değerliydi. Iki harika çocuğum var hayat devam ediyor. Onun da yeri ayrı. Zor bir dönemden geçti. En başında yalnız olmak anlamında çok zordu. Hayatı seven inanan ve dolu dolu yaşayan bir insan olduğum için yapmak istedikleri şeyleri ertelememelerini tavsiye ediyorum.

- Sizi ünlü kafelerde ya da alışveriş merkezlerinde göremiyoruz. Bunu özellikle mi tercih ediyorsunuz?

Sebep çok meşgulum... Güzel şeyler üretmek istiyorum. İnsan her yerde her zaman olamaz, enerjiler bölünüyor. Hayatımın öyle bir devresindeyim ki konsantrasyonumu bozmak istemiyorum. Zamanında çok dolu yaşadım. Zamanında her şeye doydum. Herkesin hayata karşı bir duruşu var. Çünkü o zaman oradaki insanları zor durumda bırakmış olurum şu anda böyle bir devreden geçiyorum. Bana o tip şeyler üçüncü planda geliyor. Bazı şeylere doydum diyebilirim.


BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR