İki hafta önce 89 yaşında hayata veda eden İshak Alaton’un hikâyesi gerçekten sıradışı. Alaton, Varlık Barışı’nda Aşkale’ye giden bir baba, 6-7 Eylül ertesinde yurtdışına yerleşen bir ağabey, öldürülen bir ortak gibi öznesi olmadığı ama bire bir içinden geçtiği travmaların yanı sıra öznesi olduğu sıradışılıkları da hayatına ekledi: Üzeyir Garih ile sıfırdan Alarko Holding’i kurdu, sivil toplum örgütlerinde etkin oldu, düşündüğünü söylemekten, aykırı olmaktan çekinmedi. Kızı ve aynı zamanda Alarko Holding Yönetim Kurulu üyesi Leyla Alaton ile babasını, vefatını ve vasiyetini konuştuk.






'Babamın vefat süreci bir ısırıkla başladı, köpeği kanseri kokladı'




*Cenazede babanız için yaptığınız konuşmada “İnatla herkesi kendisi gibi iyi niyetli zannederdi” demişsiniz. Hem ticaret yapıp hem naif olmak zarara yol açmadı mı, bu ikisi nasıl dengelendi?




Çok sıradışı bir insandı. İnsanların iyi olduğuna inandı hep. Son derece adil bir insandı, herkesi de öyle düşünürdü. Çok insan ticari anlaşmazlıklarda hakem olarak babama geldi. Hatta çok konuda milyonlar harcanabilecekken babamın hakemliğiyle konunun çözüldüğü olmuştur ve babam taraflara yardım kuruluşlarına bağış yaptırmıştır anlaşmazlıkları çözünce. Çok kişinin sırdaşı ve akıl hocasıydı bu anlamda. Sorunuza gelince, bana göre iyi niyetli olduğu için genelde evren de onu korurdu, yoksa bu kadar dibe vurmuş bir insanın bu noktaya gelmesini anlamak mümkün olmaz. Ama tabii ki naifliği nedeniyle zarar gördüğü durumlar da oldu. Bizim de müdahale etmek istediğimiz anlar oldu, ikna edemediğimiz durumlar oldu. Fakat bunlar onu değiştirmedi.




*Yine konuşmanızda "Hayat onu son dönemde çok yormuştu. Aslında dünyanın, ülkemizin başına gelenler de onu üzüyordu" demişsiniz, 15 Temmuz’u da kast ediyor musunuz? Ya da o süreci ne kadar yakından takip edebildi?




Bütün negatif şeyleri kastediyorum. Elbette 15 Temmuz da bunun içinde. İnsanlığın, Türkiye’nin yaşadığı olumsuzlukları derinden hissediyordu. Çok güncel bir adamdı. Hiçbir şeyin gerisinde kalmazdı. Tabii ki temmuzdan sonra dünya meseleleri ikinci plana düştü ama gidişata şaşırmıyor ve üzülmüyor değildi. Ama rahatsızlığı tam da o döneme denk geliyor.




*Kalp yetmezliği yazıldı, rahatsızlığı daha önceden var mıydı?




Kalp kapakçığı daha önceden değişmişti. Ama onu dilinde çıkan kanser götürdü. Çok ilginç bir hikaye. 15 senelik, çok sevdiği köpeği elini ısırdı. “İyi ki de ısırdı” dedik sonradan. Çünkü herhalde kanseri kokladı köpeği. Bütün bunlar 2 ay içinde oldu. 15 Temmuz gibi köpeği ısırdı. Köpek de 1 hafta sonra öldü, çok yaşlıydı. Kanseri kokladı diye düşünüyorum. Doktora gittik, enfeksiyon oldu diye. “Başka şikâyetiniz var mı?” diye sordu doktor. Babam da “Yutkunurken zorluk çekiyorum, ama tükürük bezimden tümör almışlardı, herhalde ondandır” dedi. Doktor baktı ki, dil kökü kanseri. Genelde sigara içenlerde oluyor, hayatında ağzına sigara koymadı babam. Nokta atışı yapılan bir radyoterapi uygulandı. Çok zor bir süreçti. Sonra domino etkisi, bir daha toparlayamadı. Bir köpeğin ısırmasıyla başladı her şey. Bence iyilik yaptığını düşündü köpek. Hayvanlar bunu hissediyor.




*Size en büyük vasiyeti nedir sizce?




Birincisi sivil toplum örgütlerine verdiği önemi devam ettirmek istiyorum. İkincisi Alvimedica yatırımı. Medikal teknolojiye çok inanıyordu. Ne kadar haklı olduğu da ortaya çıktı. Şu anda bizim sattığımız stendin kilosu 100 bin dolar. Türkiye’den yapılan ihracatın kilo fiyatı 5 doların altında. Bu yatırımıyla çok gurur duyuyordu. Bu yatırımı hak ettiği gibi büyütmek istiyorum.






'Cumhurbaşkanı babamı toprağa vermeden aradı'




*İshak Bey, anı kitaplarında siyasi anekdotlara da yer verdi. Bunlar arasında Fethullah Gülen ile ilgili bölümler de vardı. Son dönemde olanlarla, yazılanlarla ilgili ne düşünüyordu?




Gerçek dışı ithamları kaale almadı, yok saydı. Hiçbir zaman babamın bir örgüte, gruba yakınlığı olmadığı gibi Alarko her dönem istikrarlı büyüme sergiledi. Bir okulu beğenmek, 20 sene evvel Türkçe Olimpiyatları’na “Dünya Türkçe öğreniyor” diye ‘Bravo’ demek sizi Fetö’cü yapmaz. Kim yapmıyordu ki o zamanlar bu arada? Bu sığ iddialar konumuz dahi olmadı.


Böyle bir bağımız olsa 20 kat büyük olurduk, bambaşka bir yerde olurduk. Biz 60 senedir sağlam büyüme, belki yavaş büyüme yaşayan bir grubuz. Hiçbir yönetime bel bağlayıp büyümemiştir Alarko. Herkesin alkışladığı bir dönemde bunu


alkışlayanlardan biri olmak kadar natürel, tabii, saftorik bir şey olamaz.




*Siyaseten baskı olmadı o zaman?




Babamı toprağa vermeden daha Cumhurbaşkanı’mız, Emine Hanım ile birlikte beni aradı taziye için. Cumhurbaşkanı’mıza en büyük desteği verenlerden biriydi, kaç sene önce, daha Belediye Başkanı bile olmamışken. Ne adına? Demokrasi adına.






'Kendisini ‘öteki’ çekmecesine hapsetmedi, ben de yapmam'




*Vefatı üzerine çok yazı yazıldı. Bence en iyi tespitlerden biri İlber Ortaylı’nın “Azınlık refleksine uymayıp ihtiyatlı konuşmaması, kırgınlıklarını ifade edebilmesi toplumla bütünleştiğini gösteriyor” sözleri. Katılıyor musunuz?




Kesinlikle çok doğru. Babam ‘öteki’ olmayı kabul etmedi, ‘öteki’ gibi hissetmedi. Niye ‘öteki’ olsun? 500 senedir ailesi burada, artık ayıp oluyor insana ‘öteki’ demek. Eğer öyle hissetseydi ezik büzük olurdu, öyle hissetmediği için o çekmeceye kendini hapsetmedi. Ben de uzun zamandır onun bayrağını devraldığımı düşünüyorum. Ben öteki değilim, susmam. Ben de onun genetiğindenim, pes etmeyen ve öteki gibi hissetmeyen biriyim.




*Babanız ötekileştirmede son dönemde kötü bir noktaya gittiğimizi dile getiriyordu, sizin bundan sonrasına dair umudunuz var mı?




Dibe vurup bundan çıkmamak mümkün değil, cidden kötüleşme olmadan iyileşme başlamıyor. Biz de bu yoldan geçip nasibimizi alacağız. Genç kuşaklara kalacak “Artık bunu yapmayalım” demek.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR